10 Kasım 2012 Cumartesi

Sessizliği attım sokağa bugün

Sensizliği attım sokağa bugün, seninle geçirdiklerime anlamlar yükleyip, çerçevelerle duvarlarımı süsleyeceğim. Yokluğuna isyan etmektense, senden kalanlarla keyifleneceğim. Issız kaldı sen gidince her yan, her tarafa soğuk bir sis çöktü zihnimde. Neden sendelediysem salondaki o kanepenin yanında, düştüm, elim acıdı. Baktım, kalbim daha çok acımıştı, kalktım.

Sensizliğe takılı kalmış aklım, bunu fark edince suratıma bir tokat çaktım. Hayat böyle mi geçecek? Kendime kızdım, hatta biraz da bağırdım. Belki de hiç olmayacak biri uğruna harcayacak bir ömrüm olduğunu bana kim söyledi? "Kendine gel!" diye söylendim bayağı, sonra gülümsedim. Yokluklara takılmaya alışmışız. Sahip olmadıklarımıza özenmekten, elimizdekilerin kıymetini bilmeyi unutmuşuz. Oysa benim elimde... hayallerim var! Elbette daha güzel olurdu birlikte yaşasaydık, birlikte yaşlansaydık. Biraz anı biriktirseydik hatırlanacak eskirse veya kirlenirse diğerleri diye, cebimizde biraz daha anı tutsaydık mesela? Ben bugün aklımı yokluğundan çekip, varlığının yanına koydum. Sensizliğe ağlamak yerine, senin bir türlü yanında olmaya sevinmeye başladım. Sen olsan da, olmasan da yürüyecek bir ömürde, uzun uzun arkandan ağlamayı hicap saydım. Yokluğunu rüzgara bıraktım...