Her şey konuşuyor, farkında mısınız? Saatlerin tikleri (ve de takları...), rüzgarın taşlardan çıkardığı o ince melodi, nefesimiz... Ama en gürültülü ses, kimisine en zayıf gelen aslında; zamanın sessizliği. Kimse onu gerçekten duyamaz ama herkes hisseder. Zaman, fark edilmez bir misafir gibi damarlarımızda dolaşır; biz anlamadan, yüzümüze solgunluğunu işler. Bir yankı gibi; ne başı ne sonu belli... Hepimizi yeneceğinin rahatlığıyla, sakince akar ve geçip gider üstümüzden. O akarken, biz tutunacak bir dal ararız. Ama zamanın ne dalları vardır ne de kökleri...