25 Ocak 2020 Cumartesi

Belki de gerçekten korkuyorsun


Senden uzun zaman önce vazgeçildi, yeni değil ki bu. Önce konuşmaların azaldı, sen dinlemekten ibarettin. Duyamadın sevildiğini, çünkü sevilmiyordun. Konuşmalar azaldı başta, sen kendini kandırdın normali bu sandın. Sen "biz" için uğraşırken göz göre göre tekilleşti her şey. Aslında çıkarım yapmak çok basitti, "Ben olsam böyle yapmazdım" dediğin her şey sana kanıttı. Ama görmek istemeyen görmüyor.

Kendini savunacak mısın peki? Sahi herhangi bir savunma hali yaşamamız gerekiyor mu gerçekten? Açıklamaları/Anlaşılmamayı bir kenara bırakırsak, sorgulanmak ne zaman doğruya götürür ki? İletişimi kesmeyi de bilmek gerekiyor, isteklerimizin üzerine gitmeyi de. Her şeye gri demek değil mi aslında sınırda yaşatan bizi? Bilinmezlikler ne zaman güzel oldu ki? Dönüşü olmayan saniyelerimizi kumara mı harcayacağız? Hayatımızın kıymetini bilmemiz için kaybetmeye yaklaşmamız mı gerekiyor illa?

10 Ocak 2020 Cuma

Söküğünü dikemeyen terzi

Söküğünü dikemeyen terzi gibiydim. Sökülmüştü yüreğim bir baştan bir başa. Titrek ellerim ne iğneyi tutabilir ne ipliği. Şimdilerde bir boşum. İçimdeki çocuk minik parmaklarıyla elindeki süt beyaz tebeşirle yazılar yazmakta karanlık odanın soğuk duvarlarına; küçük harflerle başlayan, büyük harflerle son bulan. Yorgunum boş yüzeylere dolu kelimeler yazmaktan. Usandım kendini tekrarlayan başlangıçlardan. Yorgunum kırık dökük kelimelerle konuşmaktan.