17 Eylül 2016 Cumartesi

Çektiğim acılar |Samuel Beckett

"Çektiğim acılar varlığımın inşasının irili ufaklı parçalarıdır. Sadece düşünmek var etmez insanı; duygularını, ruhunu ve hatta zekasının geliştiren asıl öğreticiler acılardır. O halde varım çünkü acı çekiyorum.Doğduğum günden beri anlatmak istediklerim var ve elbette asla anlatmayacaklarım ve anlatıyor gibi yapıp asla anlatmadıklarım. Önce akciğerlere değen oksijenin yakıcılığıyla başladı ilk acılar, sonra dünyanın anlamsızlığını düşünüp duran beynimin kıvrımlarındaki patlamaların elektrik çarpmalarıyla.Doğduğumu anımsıyorum, ölümü ise düpedüz hatırlıyorum. Bir insan doğduğunda gözyaşları dökülür sevinçten. Bir insan öldüğünde gözyaşları dökülür, üzüntüden. Yani hayat boyunca değişmeyen tek şey gözyaşlarıdır ve yeryüzünde gözyaşları sonsuzdur. Biri ağlamaya başladığında, bir başka yerde de, bir başkasının gözyaşları diner. Biri doğarken başka birinin de öldüğü gibi. Geriye kalan sadece gözyaşları ve hiçtir. Ve arada ağzımızda bir ömür dolandırıp durduğumuz onca laf, kağıtlara döktüğümüz onca kelime sadece bir tür duygu kalabalığıdır. Tutsaklığımızdan kurtulmaya çalışmanın beyhude uğraşlarıdır bunlar.Asla gerçekten bir şey anlatılamaz, ancak bir şeyin hayali anlatılabilir, kendisi değil. O yüzden anlatmaya değil, anlatmamaya bakarım. Anlatma derdinden çok anlatmamanın zevkine kurulurum. Ama yine de hiç susmam, eğer bir gün susarsam, bu artık söylenecek hiçbir şey kalmadığı içindir, her şey söylenmiş, hiçbir şey söylenmemiş olsa bile"

3 Eylül 2016 Cumartesi

Kesiliyor nefesim bir kez daha...

Yüreğimin çorak topraklarına yağan yağmurlarım, saçlarımın arasına saklanan umutlarım, hiç var olmayan yarın gibi şiirlerim var ruhumun en dibine gizlediğim mektuplarımda. At beni gözlerindeki uçurumlardan aşağı, yüreğindeki kuyulara hapset beni. Sen düşlerime sensizliği düşürürken, ben heybemdeki umut çiçeklerini ekiyorum senin düş tarlalarına. Bir şişenin içine gizlediğim çığlığım ulaşacak sana mavi düş dalgalarıyla, şişenin mantarını çıkardığında kimsesizliğin ortasına çığ gibi düşecek çığlığım. Kağıttan gemimin güvertesinde, seren direğinde, yüreğim ufuklarda seni arıyor yüreğine çarpmamak için. Kayalıklara dümen kırmak istiyorum, batan gemimden sahiline vurmak, ıssız adaların ve yüreğine yarım sinyalleri yollamak istiyorum güneşin denizi kızıla boyadığı zamanlarda. Düşlerine ektiğim umut tohumlarının bir bir açmasını bekliyorum yanan denizlerime akarken nehirlerim. Sızan gözyaşlarım artık kontrolümde değil ve aslında pek umurumda da değil.