28 Aralık 2019 Cumartesi

Yaşamınızın uzatmalarında gibi hissettiniz mi?

Çok yorucu, yaşamak çok yorucu. Hayallerimizle gerçeklik arasındaki boşluktan daima düşüyorum sanki. Biliyorum hiçbirimiz dün hayal ettiğimiz ya da öngördüğümüz yerlerde değiliz, o hayatları yaşamıyoruz. En basitinden örnek vermek gerekirse, ihtimalini bile düşünemeyeceğimiz şeyler yaşanıyor ülkede. Bu doğrudan ve dolaylı olarak hayatlarımızı etkiliyor. Çevremizi etkiliyor, toplum da bizi sonra... Çözüm olarak içe gitmeyi tercih ediyoruz, "sorunların çözümü de ancak biziz" diyerek, yani bir yere kadar doğru da bu ama zamana ayak uydurmayı atlıyoruz öte taraftan. İçimizi normal algımıza denk getirmeye çalışıp tam "Oldu!" dediğimizde bir etrafa bakıyoruz her şey değişmiş. Yani bana biraz öyle geliyor. İnsanların düşünceleri değişmiş, doğru algıları değişmiş, amaçları ve istekleri değişmiş... Tamam kimse sabit değil ve olmamalıdır ama kendimize alan açmaya çalıştığımız toplum bu denli değişince de algılar dengeye erişemiyor işte. Dün, düne göre kendimize bir alan yaratmaya çalışıp bugün kendimize bakınca, ruhumuzun içler dışlar çarpımını yapamıyoruz adeta. Yetişemiyoruz, hep bir geç kalıyoruz gibi. Yaşamınızın uzatmalarında gibi hissettiniz mi sahi?

14 Aralık 2019 Cumartesi

Gürültü engelleme?

Zıt dalgaların birbirini sönümlemesini bildiniz mi? Gürültü önleme meselesinden bilirsiniz, evet. Müzikle o kadar bastırmışım ki, tüm o bağırtılarla öyle gömmüşüm ki tüm iç seslerimi, iki dakika "sessizliğe" kavuşunca anca anladım hala durduklarını. Bir kuyunun dibine çekmişim kendimi, izole etmişim hayatımı duygulardan ve düşüncelerden de huzur bulduğumu sanmışım. Şimdi adını koyamadığım duygulara gözüm doluyor, kalbim ağırlaşıyor, zaman bile bir başka akıyor. Ben bu sessiz ve akmayan anda kalmak istemiyorum, madem içimde kalmaya devam edecekler, bana ses lazım. Belki de bu kez bastırmak için değil, çözmek için.