6 Aralık 2015 Pazar

Buralara bağlı kalmak istemiyorum

Önce ağlama krizleri, pişmanlık, kızgınlık, sonucu kestirilemeyen "Acaba?"larla can acısı ile ağlamak, konuşamamak ve hatta yazamamak... Bekleyemez insan bazen olanları, sadece çırpınır durur yaralı bir hayvan gibi. Sahibin gelip ya seni vuracak ve bu acıdan kurtaracaktır ya da bir doktor eli değecektir. İşte buradan sonrası kaderinizdir.

Bu dönemde önce üzülür insanlar yaşadıklarınıza dışarıdan bakarken, siz gözlerinizde yaşlar yaşadıklarınızı kabullenmeye çalışıp ne kadar başarılı olduğunuz tartışılabilecekken; sonra çekerler kendilerini bir adım geriye bu acı karşısında çünkü anlayamazlar. Ve sonrası koca bir boşluktur. Terk edemediğin yere dönemezsin de. Kalırsın koca bir boşlukta, birkaç ilaç belki ataklarını sakinleştirmeye çalışan ve birkaç arkadaş senin yalnızlığında senden korkan.

Alışamazsın zamanla yaşadıklarına aslında, zamanın öğrettiği alışmak değil beklemenin yollarını kabullenmek belki de. Karanlık bir odada bir masanın altına saklanmak ve çıkmak için nerede olduğun bilinen yerden çıkarılmayı beklemek... Özlemek, hiç kimsenin seni böyle anlayamayacağından emin ama elden bir şey gelmeyerek. Özür dilerim, ben yine büyüyemedim ve özür dilerim yine buralara bağlı kalmak istemiyorum.