3 Eylül 2016 Cumartesi

Kesiliyor nefesim bir kez daha...

Yüreğimin çorak topraklarına yağan yağmurlarım, saçlarımın arasına saklanan umutlarım, hiç var olmayan yarın gibi şiirlerim var ruhumun en dibine gizlediğim mektuplarımda. At beni gözlerindeki uçurumlardan aşağı, yüreğindeki kuyulara hapset beni. Sen düşlerime sensizliği düşürürken, ben heybemdeki umut çiçeklerini ekiyorum senin düş tarlalarına. Bir şişenin içine gizlediğim çığlığım ulaşacak sana mavi düş dalgalarıyla, şişenin mantarını çıkardığında kimsesizliğin ortasına çığ gibi düşecek çığlığım. Kağıttan gemimin güvertesinde, seren direğinde, yüreğim ufuklarda seni arıyor yüreğine çarpmamak için. Kayalıklara dümen kırmak istiyorum, batan gemimden sahiline vurmak, ıssız adaların ve yüreğine yarım sinyalleri yollamak istiyorum güneşin denizi kızıla boyadığı zamanlarda. Düşlerine ektiğim umut tohumlarının bir bir açmasını bekliyorum yanan denizlerime akarken nehirlerim. Sızan gözyaşlarım artık kontrolümde değil ve aslında pek umurumda da değil. 

Yoruldum, 
mutlu gibi yapmaktan, 
normal gibi yapmaktan, 
herkes gibi davranmaktan; 
bıktım kendimden, sessizlikten, sensizlikten. 

O kadar hiçbir şey olmuyor, o kadar hiçbir şey gelmiyor ki elimden sadece bakıyorum, gergince, onca durağanlığa. Kesiliyor nefesim bir kez daha...