17 Aralık 2016 Cumartesi

Sadece "hayalini" yaşamak için


Koşmak bazen insanı benliğinden de uzaklaştırır. Bedenini rüzgara inat sürükler uzaklara. Farkında olmadan kendinden geçer, gider. Bütün kemiklerine, iliklerine, eklem yerlerine kadar ağrılar kaplasa da bütün vücudunu ancak yine de koşar. Bunu yapmak zorunda da değil mi zaten? Biz ne istersen onu.

İnsanoğlu koşacak, zevk-ü sefa sürebilmenin sadece "hayalini" yaşayabilmek için.

Sabah kalkacaksın. Yine işe, okula veya da herhangi birine/bir yere yetişebilmek için. Yataktan kalkacak, o aynaya anlamsızca bir bakacak ve kendine yine küfürler saydıracaksın. Pardon, ilk olarak sabah seni uyandıran o saate! Suçunun olmaması da çabası, o sen kurduğun için ötüyor; işini yaptığı için azar işitiyor, ne hoş değil mi? Sonra yüzünü yıkayacak ya da duşa gireceksin, hemen ardından geç kalma ihtimalinin verdiği o telaş duygusu ile kahvaltı bile yapamadan evden çıkacak ve hayatın o b*ktan oyununa ortak olacaksın. Yorulacaksın, sinir olacaksın, kırılacaksın defalarca ancak elinden gelen hiçbir şey olmayacak. Hayalini kurabilmek için bunu yapmak zorundasın.

Ne olursa olsun savaşacak sonra da hayalini kurup yine savaşacağız. Sonra tekrar savaşacağız ve yine savaşacağız. Yorulmadan, sıkılmadan.