Bazen nasıl bir insan olduğumu düşünüyorum, iyi biri miyim? İyi olmaya çalışıyorum. Kötü değilim, ama karanlığım biraz. Hayatla bir kavgam oldu hep benim. Adaletsizlikle boğuşmaya çalıştım, doğru olan adil olan olmalıydı; kabullenemedim hiçbir yaşananı. Aktif yaşamaya çalışırken insanların başlarına gelenleri görmek çıldırmanın en kestirme yolu, bu kadar acıyı kimse hak etmiyor çünkü. Dünya algısı kırılıyor insanın. Sonra da hikaye toplayıcılığına başlıyor. Mümkün olduğunu düşündüğüm en pasif yaşam şekliydi bu. Nasıl filmleri izleyince yaşananlardan bir sorumluluk duymuyor, bir şeyi değiştiremeyeceğimizi biliyorsak hayatı da aynı şekilde izlemeye başladım. Hikaye tüketmeye başladım sabahtan akşama. Kitaplar, oyunlar, filmler, müzikler... Onca hikaye, onca duygu... Bunun çok tatlı bir etkisi var rüyalar üzerine. İçerideki çarklar rengarenk hikayeler üretiyor her gece ve gün geçtikçe daha heyecanlı ve güzel şeylere dönüşüyor bu oyunlar. Üstelik doğaçlama da yapabiliyoruz özgürce, en ideal tiyatro şekli! Bu sırada stabil bir ruh haline sahip olabilmek için alışkanlıklarıma tutunmaya başladım. Standart bir normallik/mutsuzluk hali inişlerde ve çıkışlarda heba olmaktan iyi gibi geldi. Bu sakinlikte iyi şeyler şok etkisi yaratıyor ruhumda, sonra heyecandan hata üstüne hata. Kendime söz geçiremediğim anlar çoğunlukta. Bazen sadece beklerken buluyorum kendimi, evrenden bir işaret bekliyorum adeta. Düşündüklerimi yapmış gibi hissediyorum hatta, sonra hiçbir adım atmadığımı fark ediyorum.
Her şeyi bozmaktan korkuyorum, sonra biraz da zihnimdeki kuruntularla her şeyi bozuyorum. Cümleleri uzattıkça "Neyse özür dilerim, ben rahatsızlık verdim galiba. Gideyim ben." diyesim geliyor (ve diyorum çoğunlukla). Ama bu asla benim şikayetim olduğundan değil, karşımdakini üzmemek istememden. İşin üzücü kısmı bu hataları birini önemsedikçe arttırmam. Sevgimle beraber artan bir şey olmasa keşke ama işte hayatımda kocaman yer kaplayan birini kaybetme korkusu tarif edemediğim bir şey. Siz hiç "yaşıyor mu hala?" diye düşünüyor musunuz mesela daha iki gün önce konuştuğunuz kişiyi, ben düşünüyorum. Bir yaşam işareti görünce de mutlu oluyorum, inanılmaz rahatlıyorum. O kadar ki bir şey yazamıyorum bile bazen. Diyorum "Tamam o iyi, önemli olan da bu.". Tabii zihnimde çok şey var ve kafamda soru işaretleri durdukça ne kendi işimi yapabiliyorum, ne bir adım atabiliyorum ne de düşünmeden bir dakika geçirebiliyorum. Keşke herkes her zaman açık konuşsa, "Peki ya sen?" dersen, söyleyebildiğim her şeyi söylüyorum. Bazılarını da söylediğimi sanıyorum kabul, ama ben kimseye kızıp küsemiyorum ki zaten. Düşünceler üşüşünce şarkılara dalıyorum ben de, her şeyi bağlıyorum hayatımda bir yerlere. Adeta hayatımı şarkılarda arıyor, yeni ihtimaller yaratmaya çalışıyorum.
Zaman geçiyor, her şey değişiyor, ben yine düşünüyorum. Bazen.
