10 Ekim 2020 Cumartesi

Unutmayı hiç sevmiyorum

Unutulmak ya da unutulmamak konusunda karışık düşüncelerim olsa da kesin olan bir şey var ki unutmayı hiç sevmiyorum. 

Önemsediğim şeyleri, konuşmaları, tarihleri, olayları unutmak cidden üzüyor beni, ama unutulması da hak aslında, anlıyorum. Bazen öncesinde söylediğimden emin olduğum bir şeyi tekrar anlatırken içim buruluyor mesela, bu hissi yaşatmak istemiyorum aslında. En ufak bir üzüntünün kaynağı olmak istemiyorum. Dünyada bu kadar karanlık varken ben de bir ruhu karartmak istemiyorum. "Sen nasıl istersen" her zaman karardan kaçmak değildir bu arada, "Mutluluğun mutluluğumun kaynağı olur" demektir. Çünkü bazen "alışık olduğun" ya da "sevdiğin" şeyleri yapmak değildir önemli olan, karşında göreceğin ufacık bir gülümsemedir. Tanımak isterim o yüzden sevdiğim, önem verdiğim insanları. Sevdikçe daha çok tanımak isterim ve daha çok... Hatırlamak isterim hakkındakileri, söylediklerini, ve öğrenebileceğim her şeyi öğrenmek isterim. Sevdiği yazarlar, yönetmenler, dinlediği bütün müzikler, geniş çerçevede olaylar ve durumlar hakkındaki görüşleri... Neyi neden sevdiğini, nelerden nasıl motive olduğunu, bu hayatta neleri amaçladığını ve nelerden kaçındığını, nasıl mutlu olabileceğini... Kendimi yok etmek pahasına değil hiçbir merakım, ama mutluluk paylaştıkça artan bir şey, neden mutlu etmekten kaçınalım ki karşımızdakini, özellikle mutlu olmayı ne kadar da hak ettiğinin farkındayken.