Aldığım nefesler kesiliyor, verdiklerim ise hiçliğe karışıyor. Susamıyorum, duramıyorum ama konuşamıyorum da. Defalarca yazıp defalarca siliyorum. Ellerim titriyor, en basit kelimelerde bile sesim titriyor, ruhum titriyor. Paylaşamıyorum, bir bakıma istemiyorum da. Mecburen yaşıyorum bazen, aksini beceremediğim için sadece. Karanlıktan boğuluyor ama ışığa da erişmeye çalışmak istemiyorum; o kadar uzak geliyor ki bazen... Bekledikçe bekliyorum, sabahlı olmayan geceler boyu düşünüyorum. Yere düşersiniz hani, kalkmanızdır normal olan; işte kalkmak istemiyorum ben. Sadece saatlerce ağlamak istiyorum. Bunun için de burası çok ideal bence; konuşmaktan daha kolay, daha zamansız, beklentisiz. Hafızası mükemmel bir arkadaş adeta. Hem bir şeyi unutmasını isteyebiliyoruz da, siliyoruz yazıyı ve hooop gitti... Keşke hayat da bu kadar kolay olsaydı.
Kendimi kandırdığım bir nokta çözümü olmayan durumları sorundan saymamaktı; ama kim kendine söz geçirebilir ki? Hem çözüm bir bakıma var da sayılabilir, terazinin ağır tarafını seçmek mesela? Yani o tarafa geçebiliyorsak, öyle bir taraf varsa gerçekten. Yoksa da dert edebilecek bir benliğimiz kalmaz fena mı? Kesikli nefeslerden kurtuluruz en azından?