14 Haziran 2012 Perşembe

Ve... Hoşça kal kelebek!


İşte gidiyorsun bu sefer tamamen, içime baktığımda can çekişen bedenini görebiliyorum, son anlarında bir umut diyorsun, belki kendin için belki de tanıdığın "ben" için. Oysa boşluğa diktiğim gözlerimde gözlerin yok ve ne kadar uğraşırsam uğraşayım burnuma gelmiyor kokun artık! Erimeye yüz tutan hayaline gözlerinden başlıyorum; bir yabancının, bir başkasının gözleri bunlar ve artık siyah beyaz fotoğraf çekildiğinde en karanlık yer gözlerin oluyor. Benim için belki de en büyük acım olduğun ve olacağın için sonra saçların geliyor aklıma, kokusunu içime çektiğim ve bir daha çekemeyeceğim ve sesin bir daha bantlardan bile dinleyemeyeceğim. Neden tek bir kayıtta bile sesin yok? Sevmezsin konuşmayı insanlar karşısında ama ne güzel konuşurdun benimle...

İşte artık yoksun... Kabuslarımda bile tanık olmamıştım bu ana, ne yapacağımı bile bilmiyorum, şimdi kim oldum ben? Görgü tanığı? Suçlu? Yarı yolda terk eden bir kader yoldaşı? Artık yoksun ve ben de yokum evet. Bir parçamı seninle bırakıp gideceğim ve biz hep biz olacağız! Hoşça kal!