1 Kasım 2014 Cumartesi

Biraz düşünmeyi bırakır mısın lütfen?



Saat ne zamandır çok da geç olmuyor. Gelecekten korkan sadece o değilmiş görünüşe bakılırsa. Belirli bir üslubu olsun istemiyor. Belirli şeyleri istemiyor esasen. İnsanların kendisini çözdüğünü sanıp da kelimeleriyle dalga geçmelerini de istemiyor mesela. Aslında hiçbir zaman çok konuşmamasına rağmen annesinin bu gece konuşmadığı için kendisine tavır yapmasını anlayamıyor. Oysa annesi kek getirdiğinde bile saatlerce mutluluktan zıplıyordu. Eskiden. Öncesinde yani.   

Neyin? Anlatabilir miyim, bilmiyorum ki... 

İlk kez O’nun hakkında bir şey yazmadığını fark edip bunu dize haline getirdiğinde. Yine her şeyi yüzüne gözüne bulaştırıyor. Kahretsin! Hani ondan bahsetmeyecektik? Bu yazıda yer almamasına karar vermiştik, ardından saatin geç olmamasını konuştuk hatırlamıyor musun? Bu yazdıklarını çoktan silerdi ama, hayatındaki insanları da öyle hatta. Çoğu hala, kavga etmek için bile fazlasıyla bıkkın olduğu için hayatındalar. Fazlasıyla sevdiğim biri olsa mesela, onun yanındaki susmalarım ve diğerlerinin yanındaki susmalarım tamamen farklı olurdu... Biraz düşünmeyi bırakır mısın lütfen? Burada bir şeyleri ifade etmeye çalışıyorum da...

Cümleyi nerede keseceğimi bilemedim ben hiç. Başladığım şeyleri de bitiremedim zaten. Sonra dedi ki:

“...belki de o saatte sadece ikimizin ayakta olmasıydı bizi yakınlaştıran, başka bir şey değil. Merak ediyorum da, ben uyuyor olsaydım mesela yan balkondakiyle mı buluşurdu sıfatsız bakışların?”

Sen hep böyleydin işte. Aptal bir cümle için tavan arasındaki sandıkta, tozlu defterleri karıştırırsın. Ama sinirlendiğinde bağıramayacak kadar bıkkınsın. Aynı şarkıyı ardı ardına dinlemek gibi alışkanlıkları vardı eskiden. Bunu kaybetmesi, gördüğü rüyalarını hatırlayamamasıyla aynı döneme denk gelir. Ama bunun konumuzla bir alakası yok.

+Neden silmiyorsun?
-Bunu okuyan kişinin de kafası karışıksa eğer, beni bulmasını istiyorum. 5,5 saat susabilmek istiyorum onunla.

Tanrı aşkına yazıya başladığım özne ile bitirdiğim özne bile farklıyken. Nemli çimlere yatıp gökyüzünün rengini tartışmak vardı şuan seninle. Ama sen sadece güzel değilsin. Uzaksın da.