Sen hep gülerdin. Hiç bir şeye üzülmezdin ve hiç aşık olmazdın. Ne olmuş sana böyle? Kaldır kafanı, bak bir aynaya. Ağlama artık. Ne hale gelmişsin, görüyor musun? Ne zamandır içten gülmediğinin farkında mısın? “Nerede imkansız biri var onu seversin. Anlıyor musun? Nerede canını yakacak, kendine bağlayacak, kendisini hayatının merkezi yaptıracak, ondan başka bir şeyi düşündürmeyecek varsa sen onlara aşık olursun.” diye bana hep kızardın. Şimdi bir bak kendine. Benden ne farkın var? Yüzün hep asık. En güzel zamanlarını böyle üzülerek mi harcayacaksın? Yapma Allah aşkına, değer mi? O seni üzüyorsa zaten sevmemiştir ki çok üzüyor. Sevseydi, dayanamazdı. Sana diyorum. Ağlama artık. Canın yanıyor, biliyorum. Ama yapma. Ne olur, yeter. Güçlüsün sen. Neleri atlattın, hatırlamıyor musun? Hem sen bana hep kızardın. “Aşk aptalların işi benden uzak.” derdin. Şimdi ise ağzını bükmüş kafanı sağa sola sallıyorsun, sallama öyle, güçsüzüm der gibi bakma gözlerime. Gayet güçlüsün. Bu arada ağlayınca çok çirkin oluyorsun. Onsuz yapabileceğini ikimiz de iyi biliyoruz. Hem sana da kimse bağlı kalamıyor ki. Ben böyle tanıdım seni. Söylesene onu bu kadar değerli kılan ne? Neden vazgeçmiyorsun?
Neden yapamayacaksın ki onsuz? Söyle bana. Kim ki o? Kaç aydır hayatında, kaç senedir birliktesin? Cevap veremezsin. Uğraştın işte yeter. Hatta elinden geldiğinden de fazla uğraştın. Ama olmuyor, sen de görüyorsun. Biraz olsun sevseydi seni o da uğraşırdı bir şeyler olsun diye. Kendini üzme boşuna. O böyle biri, değiştiremezsin, onu böyle kabul ettin. “Çok seviyorum” diyip durma. Ben anlıyorum tamam da, o anlamıyor. Anlasaydı zaten böyle olmazdı. Siz bu halde olmazdınız. Yazık gözlerine. Sen ne olduğunu bile bile başladın. Sen yaptın kendine. Sevmediğini bile bile kaptırdın kendini. Olmayacağını bile bile hep üsteledin. Farkına var bunun. Sil şu gözyaşlarını artık, ne olur. “O benim her şeyim” demekten vazgeç. O senin her şeyin tamam ama sen onun için öyle misin? Öyle miymişsin, sordun mu hiç? Onun için ne ifade ediyorsun? O da seni yanında istiyor mu? O seninle her sabah kahvaltı yapmak istiyor mu? O da yatmadan önce seni düşünüyor mu? Yediği, içtiği, gördüğü her şeyde aklında mısın? Mağazada bir şey gördüğünde aklına sen gelip ne güzel yakışırdı diyor mu? O da seni herkese anlatıyor mu? O da seni herkese benzetiyor mu? Ona da herkes sen kokuyormuşsun gibi geliyor mu? O da ismini duyduğunda amaçsızca gülümsüyor mu? O da senin gibi kör kütük seviyor mu? O da senin gibi...
Neyse. Bunların birine dahi olsa evet desene. Söyle hadi. Söylersen söz veriyorum susacağım da, diyemiyorsun. Çünkü bunların hiçbirini yapmıyor. Ama sen her şeye rağmen kaybetmekten korkuyorsun. İlk defa korkuyorsun. Hem de çok korkuyorsun. Ona bir şey olsun, size bir şey olsun istemiyorsun. Ama siz diye bir şey yok. Sen ve o var. Ağlama ne olur. Onu nasıl sevdiğini biliyorum, hatta herkes biliyor. Ama o anlamıyor, o bilmezlikten geliyor. Ama bazen seversin, ötesi olmaz. Unutacaksın. Sen söylemiştin bunu. Hatırlıyor musun?
-Hatırlıyorum, evet.
+Olmuyor işte, ötes..
-Ötesi de oldu.
