Yüzmekten korkan bir çocuğun oyuncak gemisini denize düşürmesi gibiydim. O çocuk değil, o oyuncak gemi değil, o durumun ta kendisiydim ben. Denize atlayıp, o oyuncak gemiyi kurtaramamaktım. Öylece izlemektim batışını. üzülmektim. Korkmaktım derinlerden ve utancından kimseye söyleyememektim. Olduğum kişiden kurtulamadım.
Her şey ve herkes aynıyken ve sen aynı kişiyi ve aynı şeyleri konuşuyorken onu unutabilmeyi nasıl beklersin. Geçmişten gelen insanlar geçmişi hatırlatırlar, unutma. Kendini değiştir demiyorum çünkü insan kendini değiştiremez. Ama belki de çevrendekileri değiştirmelisin, ülkeni, mesela koltuğun yerini değiştirmelisin, arkadaşlarını, belki de onu hatırlatan her şeyi, yani bir süreliğine. Geriye dönüp baktığında mutlu anılarından önce onu ve onun neden olduğu her şeyi hatırlamanı istemem. Böyle giderse ondan sadece bir başkasını sevmeye başlayarak kurtulabilirsin. Başka birinden de onu severek kurtulmuştun. Bu sonsuza kadar böyle sürer. Böyle devam etme, yapma. Sonuçta senin olamayacak birinden bahsediyoruz.
Biliyorum. Ama sorun ne biliyor musun? Bazen uyanıyorum ve hiçbir şey hissetmiyorum. Hiçbir şey, boşluk, öyle kocaman. Sonra onu artık sevmiyor olma ihtimalim aklıma geliyor ve hissettiklerimden kalan sadece korku. Ben içimdeki şeyi seviyorum. onu sevdiğimi bana hatırlatan şeyi. Ondan çok, onu sevdiğimi hatırlamayı seviyorum.
Eğer kalktığında bir anlık, bir saniye bile olsa, bir şey hissetmiyorsan bu güzeldir, bu iyi. Kendini dinlemeye, ne hissettiğini anlamaya ve ona isim vermeye çalışma. Şimdiyi şimdi yapan budur, bizi şimdiye bağlayan.
