14 Haziran 2017 Çarşamba

Özlemişim


Nasıl bir şeydi öyle, uzun zamandır bu kadar ağladığımı anımsamıyorum. Hıçkıra hıçkıra, dolu dolu akan gözyaşlarım. Konuşmadım, konuşamadım hiç, sadece ağladım. Nasıl bu kadar gerçekçi oluyor bu rüyalar? Hepsi rüyaydı ama uyandığımda yastığıma bakmadan edemedim sahiden ağladım mı diye...

Rüyamda uzun zamandan beri görmediğim birisini arıyordum. Küçüklüğüme gitmişim yürüyorum oturduğumuz mahallemde, hızlanıyorum ilkokuluma koşuyorum. Okulum çok değişmiş, eski binadan eser yok, yenilerini dikmişler. Öğretmenler odasına giriyorum ama hiçbir öğretmeni tanımıyorum. Hepsi konuşuyor, bir şeyler söylüyorlar birbirlerine, kahkaha atıyorlar, beni fark etmiyorlar bile.

Dışarıya çıkıyorum ve nihayetinde aradığım kişiyi buluyorum. Bir adım geri çekilip duvarın arkasından bakıyorum ona. O sırada akıyor gözyaşlarım. Sonra gövdemi çıkarıyorum meydana beni tanıyabilecek mi bunca değişimden sonra diye. Bana bakıyor ve anında yüzünde bir tebessüm oluşuyor, beni unutması mümkün değil ki zaten. yanına yanaşamıyorum. Sadece olduğum yerde ağlıyorum. Yanıma geliyor şaşkın bi' şekilde, "Nasıl buldun beni?" der gibi, "Nerelerdesin?" der gibi, o kadar soru var ki yüzünde... Ama hiçbir şey sormuyor, sadece sarılıyor. O zaman ben daha da çok ağlıyorum. Hıçkırmaya başlıyorum. ne de çok severdim, bak geldim buldum seni. Bunca zamandır neden görüşemedik ki. Kim bilir neler neler yaşadın, iç sesim konuşuyor o noktada. Ağlamaktan konuşamıyorum ki! Kilo almışsın bir kaç iz bırakmış yüzünde yıllar. Gülümsüyorsun ve sadece sarılıyorsun bana.

Çok acayipti gerçekten. Hiç konuşmadan geçen rüya bu kadar anlam dolu olabilirdi.