10 Ağustos 2019 Cumartesi

İyi geceler gökkuşağım!


Rüyalarınızın nereden geldiğini düşünür müsünüz? Gününüzün (ya da düşüncelerinizin) çeşitli kısımlarının birleşimlerinden çıkan bir ürünün bizi şaşırtması oldukça garip ama bir o kadar da güzel bir şey...

Son zamanlarda beni pek şaşırtamıyordu hoş, hani anlarız ya rüyanın rüya olduğunu ve ona göre fantastik bir evrene çevirmeye başlarız hayal alemimizi (ya da ben öyle yapıyorum, gelsin ışın kılıçları gitsin dinozorlar... Evet bu ikisini aynı rüyaya koyuyorum, hatta altıpatlar lazer tabancası falan da var, neyse... ), ondan bahsetmiyorum. Mesela karşılıklı konuşuyorsunuz bir kişi ile, diyorsunuz ki "Aaa ne kadar da benzer düşünüyoruz...", sonra fazla benzer düşünüyor gibi hissedip kendi kendinize konuştuğunuzu fark ediyorsunuz... Hoş bir tecrübe değil. Kendi kendini çeşitli konularda ikna etmeye çalışıyor oluyoruz. Bunun biraz da nedeni insanlarla konuşmaktan çok konuşmaların nasıl ilerleyeceğini düşünmem sanırım. Çalışkan bir yardımcı senarist misali onlarca opsiyonu çalışmış oluyorum bazen. Neyse, konumuz bu değil. Dün uzun zamanın ardından şaşırtıcı bir rüya gördüm. Aslında rüya da değil, yarı uyanıklık halinde zihin bulanması desek daha doğru.