11 Şubat 2021 Perşembe

Bazen bir düş, bazen bir nefes


Çıktım yürüdüm bugün. Plansız, amaçsız, nefes alma özlemiyle. Derin bir nefes alamamak ne kadar yorucu biliyor musunuz? Ben biliyorum. Ama çıkmam, konuşmam gerekiyordu. Çıktım ve konuştum. Laf lafı açıyor öyle muhabbetlerde malum, uzun da sürdü gerçekten bu seferki. E bir ortalamayı tutturmak lazım, konuşmayı unutacaktım sahi. Anlatmanın verdiği rahatlığın bir değişik versiyonu bu. Geceyi sırdaş edinmiştim hüzünlerime, bir de gündüz gözüyle erguvan artık. Gözyaşlarım hiç bu kadar anlam yüklenmemişti düşerken, temizlemeye çalıştıkları onca şeyi bilircesine hızlı, ama çabuk yitmeden. Yaşamayı anlamlı kılıyor o sıcaklık. Adım attırıyor insana ileriye. 

Susmayı sevmiyorum, düşünecek o kadar şeye neden oluyor ki... Zihnimi öyle kalabalıklaştırıyor ki duyamaz oluyorum gerçekleri, yitip gidiyorum korkular arasında. O yüzden konuşmalar başlasın, her gün en az bir saat boş yapılacak (kendimden kaçamam sonuçta, erguvan da benden kaçamaz), erguvan kankama iyi bakılacak, kedilerle de arkadaşlık edilecek. Sonuçta yine ölmedik be günlük. Biter mi sandın acılar? Bir sevmek sonsuz bir de acı çekmek. Daha nice geceye bağıracağız getirsin diye onu bana, taşısın diye kokusunu saçlarının. Telaşlanacağız ıslandığımız ilk yağmurda, sert akan ırmaklara bırakmayacağız hayallerimizi ve kırılmayacak kalemi özlemin. Yaşama öyle bir anlam yükleyeceğiz ki vakti gelince ölüme de gözümüzü kırpmadan gidebileceğiz.