Çok düşündüm, sonra düştüm, belki de sadece bir düştüm. Kendi halimde kalamadım, dağıldım. Kabuğumdan kurtulmaya çalıştım, özgürlük güzel şey sonuçta, yüklerden kurtulmak güzel şey; meğer tek önemli yanım o kabukmuş geç anladım. O kadar karanlık ve korkutucu muyum yakından gerçekten? Gözlerim kadar kara mı içim de? Ben de ben olmaya korkmalı mıyım mesela, yoksa zehrim sadece dışarıya mı? Katman katman yalnızlık tabirine yeni bir anlam kattım, neyin tercih neyin kader olduğunu çözemedim ve geldim. Evet, yine ben geldim. Bazı döngüler var, kırılamıyor; bazı sanrılar var geçmiyor, geçemiyor. Yarınlar dedikçe bugünü, bugün dedikçe yarınları kaybederken buluyorum kendimi. Belki de yarını düşünmek ötelemekten ibaret bazı şeyleri. Yarının bugünden daha iyi olacağını kim söylemişti sahi? Hayallerini düşündün mü yakınlarda? Ne dilerdin bugün bir mum üfleyecek olsan?
Susması gereken yeri bilemeyen biri olmak gerçekten çok zor. Ama daha zoru içini susturmayı bilememek. Kişi kendinin en büyük düşmanı oluyor o sessizlikte, zaten başka kim tüm hassas noktalarına aynı anda basabilir ki kişinin.