Umutsuz yaşanmaz diyoruz, her gün yeni hayaller kuruyoruz. Peki başaramadığımız her şey için kendimizi hafif hafif öldürüyorsak bile hayal kurmalı mıyız? Yaşadıklarımıza etkimiz sandığımız kadar var mı mesela? Yeterince açık ifade edebiliyor muyuz kendimizi? Yoksa kendimizi tıktığımız hapishanemizden anlamsız sesler mi çıkarıyoruz dışarıya?
Kime, ne kadar açık konuşabiliyorum bilmiyorum. Bazen "çığlıklar attığımı" sanıyorum, ama mesela "Sen dünyalara haykırdığını sanıyorsun ama sadece dağa taşa konuşuyorsun." demişti biri. Evet, söylediğimi sandığım şeylerin çok azını söylemiş oluyorum. Söylediklerimi de yanlış kişilere söylüyorum. Bir kenarda çırpınırken anlaşılmayı bekliyorum. "Sen bunu hiç söylemedin ki?" duyuyorum mesela, "Nasıl anlamazsınız?" diye düşünürken buluyorum kendimi. Olumsuzluklardan kaçarken ancak bir "uğultu" üretebiliyorum. İnsanların küçük hareketlerini analiz etmeye çalışıyorum hep, işin kötüsü edebiliyorum da çoğunlukla. Hayattaki sürpriz faktörünü kaçırması bir kenara (zaten kötü sürprizler sürpriz olmasın bir zahmet) anlattığımı sandığım şeyleri anlatamamış olmama neden oluyor bu. Sert cevap almak istemiyorum ama ben, ne yapayım?