Zihnin ritmi bozulur mu? Zamanı kırılır, algısı bulanıklaşır mı? Sahi, sevdiğimiz müzikleri aslında sadece zihnimizde senkronu tuttuğu için mi seviyoruz?
Kırılımı ve değişimi fazla müzikler ayrı bir hoşuma gidiyor, bunu sevdim mesela. Bulutsu zihnimin farklı alanlarını etkinleştiriyor bu 4 dakika 13 saniye de. Hem dolu hem de boşum. Bazen hiçbir şey hissetmiyorum, bazen adeta kahroluyorum ve nefesim uzaklaşıyor bedenimden. Çekiliyorum en diplere ve soluyor tüm renkler bazen. Sadece "durmak" bile tüketiyor beni zaten, er ya da geç düşeceğim. Ağzına kadar dolu bir bardak gibi ruhum bedenimde. En ufak bir sarsıntı ya da eklentide taşıyor damlalarım. Gücüm de yok ki bir boşaltayım bardağı, bir süre rahat edeyim.
Bi' konuşabilsem, yanında ya da karşında ne bileyim; bir dökebilsem zihnimi, kurtulabilsem soru işaretlerimden de endişelerimden de, her şey o kadar güzel olacak ki... Ya da sonlu bir karanlık.
Oğuz Atay onu ölüme götürecek hastalığı öğrendikten sonra günlüğüne "Geleceğini kaybetmek, yaşanan zamanı boşlaştırıyor." yazmış ya, o misal yaşama motivasyonum yarın merakım. Yarınımı düşünemiyorken bugünlerim ölüyor. Neyse bunu kapalı yazamayacağım, ya da, yazamayacağım.
Tik tak tik tak tik tak...