Gün gelir, düşüncelerine bile söz geçiremez, deliliğin kıyılarında çıplak ayak dolanıyor gibi bir hissedersin. Kendine yabancılaşan sen ve aynı zamanda her hareketin daha da belirginleşmesi... Nefes alıp verişini bilinçli yapmaya başladıktan sonra bu işi arka plana atamayacakmış gibi hisseder misin sen de hiç?
Üst üste düşler kurarsın mesela, düşler seni kurtarsın istersin bu düştüğün yerden; kendini, yine ancak kendinin kurtarabileceğini fark edemezsin ya da etmek istemezsin. Lüzumu varmışçasına kendine yapabileceklerinden korktun mu hiç? Belki deneyimlemişsindir de, sonuçta sen, "güçlü"sün ya hani... İnsanların elleriyle yapabildikleri hem hayret verici hem de çok... korkutucu aslında. Bazı korkularımızdan kaçamıyoruz ama değil mi, bazıları her daim yanı başımızda. Çaresizlik hissi üstüme çökünce bazen yansın istiyorum her şey, gerçek anlamıyla bir koca yangın evet; kendimi de koyabilirim içine. Sonra belki sen üflersin ve söner tüm dileklerin. Tarih gerçekten tekerrürden mi ibaret yoksa bizim bir şeyleri benzetme telaşımız mı mesele sadece. Peki ya ben neden her yerde ismini ve sen bir parçanı görüyorum? Ya da her yerde seni görmeye çalışıyorum, bilemiyorum. Her yer biraz sen, her şey biraz sen.
İnadı bırakıyor ve "Yeter!" diyorum bazen "Buraya kadar, bunu siz istediniz. Doğrunun peşinde kendimi harcamayacağım, gerekirse 180 derece dönecek davranışlarım, eleştirdiğim her şeyi de yapar hale geleceğim ve kimseyi düşünmeyeceğim.". Dünyanın adaletini sorgularken buluyorum kendimi çokça, etkinin minimalliğinin farkındayken doğru olmaya çalışmayı anlamsız buluyorum sonra. Herkes kendi dünyasında sonuçta, herkes "önce" değil, "sadece" kendini düşünüyor. Buna karşı da bir teori oluşturmuştum zamanında aslında, inanış belki de. Paralel evrenlerden hallice, dünya sınavında bireyleri daha eşit kılacak bir dizayn. Ama şimdi onu bile elimde tutamıyorum. Sahi, yok olmak hakkında ne düşünüyorsunuz?
Nedenler, ne içinler, tüm bağırışlarım beynimin içinde yankılanıyor bazen, bazense kafamın içerisinde garip bir sessizlik, acayip bir uğultu oluyor sadece. Geceleri nefesim kesik uyanıyorum ansızın. Dinlenmem gerekmiyor muydu benim, niye tükendim yine? Hızla genişleyen evrende nasıl sabit kalabilirim diye düşünüyorum, ama kalıyorum işte. Ufalanıyorum, bilincim parçalanıyor; evrenle beraber içimdeki boşluk da büyüyor. Yağmur yağıyor sonra, hızla doluyor o boşluk ve ben boğuluyorum kendi içimde.