18 Nisan 2024 Perşembe

yarınlar yok gibi

Müzik ile başlayalım: Mor ve Ötesi - Anlatamıyorum (en altta YouTube bağlantısı da gömülü, tüm susmak zorunda hissettiklerimize ve tüm yüklerimize gelsin)

Sürekli yanlış yapıyormuşum gibi hissediyorum. Ulan şu an acaba neyi yanlış yapıyorum demekten o kadar yoruldum ki... Bunun nasıl kötü bir şey olduğunu sana anlatamam.

Evet, Nuh Tepesi filminden... Dönüyor zihnimde ilgili kısımdaki konuşma. 

Neyse... Bazen uzun uzadıya seneleri düşünürken bazen yarınlar yok gibi geliyor. Sonra fark ediyoum, gibisi fazla, yarınlar yok. Ötelediğimiz her şeyin erişilebilir bir mesafede olması sadece bir sanrı. Doğru zaman, doğru hal diye diye iteklediğimiz anlara erişebilecek miyiz gerçekten? Yarın diye diye bugünü öldürmekten bıkmadık mı?

İnsan yaptıklarından çok yap(a)madıklarından pişman oluyor. Hem de her gün. Sonra kendine hatırlatmak istediğin kadar iste, o anlar, o yokluk, o hatalar geri dönmüyor. Giden zaman oluyor, fırsatlar silsilesi oluyor. 

Sembollerden ve ara mesajlardan ibaret bazen* hayatım. Yapmam gerekenleri de, unutmamam gerekenleri de işliyorum kendime; bazen acıyla, bazen ise fark edilebilir şeylerle. Göreyim, tekrar tekrar canım acısın diye o da. Tekrar tekrar zonklasın ki beynimde, benzer şeyler yaşan(a)masın bir daha. 

Yarınlar yok gibi yaşamamıza gerek yok yani. Yarınlar zaten yok ve bunun bilincinde olmamıza gerek var. "Ben ölürsem" değil, "ben ölünce" dememiz lazım mesela. Bazı gerçeklerin bilinci ancak bugünü değerlendirmemizi sağlayacak gibi zira. Gününüzü "bugün" yaşamanız ve anlatabilmeniz dileğimle. (bunu da tekrar okudum şimdi, doğum gününüzü biri kutlasın isterken o kişi yine* kutlamayınca tutunamıyor insan gerçekten -ne insanı be, tutunamıyorum diyeceksin-)