23 Şubat 2013 Cumartesi

Turuncu lambalı caddeler


Turuncu lambalı caddelerden geçiyordum, yalnızdım, ve yalnızdım. Benim geçtiğim cadde, lambalarını beni görmezden gelerek siyaha teslim ediyordu. Üşüyordum. Her yanını bildiğim bu şehirde kaybolmuştum. 

İçimde adını getiremediğim, hüzün alfabesinin kaçıncı harfi olduğunu bilmediğim kasırgaların uğultuları, en korunaklı odamda sakladığım umudumun kulaklarını sağır ediyordu. Camlardaki siyah ışıklardan kuvvet alan uğultular müstakil umudumu yerinden etmeye yeminliydi sanki.

O kadar çoktu ki bu şehrin turuncu lambaları. Gecelerde geçen ömrümün rengi de turuncuydu sanki. Artık siyahtı belki de. Öyle ki tüm şehir turuncu bir karanlığa bürünmüştü. Kaldırımlar beni uykumdan kaldırdılar, koşturarak yokuşları bu her yanı siyah şehirde bir mavi ışık arattılar. Yoruldum. Yorulmuştum...

Caddelerden hala geçiyordum. Bu her yanını bilip de kaybolduğum şehrin renkleri de neredeydi? Boşalttığım ceplerimden çıkanlar; yazılmaya korkulmuş şiirler ve birkaç ömür parçası... Gözlerimi gördüm bana susan bir pencerede. Koca şehir beni görmüyordu. Simsiyah lambaları söndü caddelerin, gözlerim aksetti gecenin rengine. Bu şehir aslında küçüktü.

Mavi lambalı caddelerden geçiyordum. Yalnızdım. Ama ben vardım...