9 Aralık 2020 Çarşamba

Emin olamamak, hayal kuramamak

Gerçekten/gerçeklerden alıp veremediğim çok şey var. Kabullenemediğim, uğraştığım, kafaya taktığım... Mücadele ruhuma yerleşti. Kolayca bir şeyleri elde edenlerden hazzetmemem bu yüzden, önüme gelen fırsatları tepmem de. Zoru istiyorum, başarmayı istiyorum. Böyle alıştım çünkü. Hakkım olmasını istiyorum elimdeki her şeyin, lütuf değil. 

Bir de emin olamama meselesi var. Evet o kadar kandım ki artık yüz kat duvarın ardında yaşıyorum. GÜ-VEN-Mİ-YO-RUM! Yalanlar, tutulmayan sözler, falanlar filanlar... "Ben olsam" diye o kadar düşünüyorum ki her hareketi, hepiniz, evet hepiniz benim hikayemdeki kötü bir karaktere dönüşebilirsiniz üzerine yeterince düşünürsem. Evet, azıcık yaratıcılığım var bu konuda, "Ben böyle yapmazdım" ile başlayıp "demek ki" diyerek bitiriyorum düşünce akışlarımı. Kendimi korumam gerekiyor benim de sonuçta, kim koruyacak yoksa? Peki ne zaman, kime güvenebilirim? Yine "son"a geliyoruz bu noktada; çünkü mutlak dürüstlük ancak ölümle geliyor. Sadece o zaman bir şeylerden emin olabilecek gibi hissediyorum. "Doğruymuş" diyeceğim, en geç farkındalığım en mutlu anıma yol açacak. Evet, gözüm açık gitmeyeceğim, en mutlu ve emin halimde olacağım. Güzel bir son sanki, ne dersin?  

Ha, bu arada, hayaller çocuklar için sanırım. Büyümem lazım. Koca koca hayalleri bırakmam lazım. Yoksa daha çok üzülürüm. Bir de konuşmam, çok konuşmam lazım. Dinler misin beni?