13 Ağustos 2022 Cumartesi

Evrenin çok mu umrundayız?

Zihninizi nereye tatile çıkarıyorsunuz? Güvenli yeriniz nasıl bir yer? O en sevdiğiniz anınız ne kadar uzak bir zamandan? Gerçek mi peki? Bir de hafıza mekanları var aslında. Daha önce müziklerin geçmişe açılan mini geçitler olduğundan da bahsetmiştim, ama mekanlarda olay biraz daha farklı. Haliyle daha bariz ama daha parçalanabilen bir olgu mekan. Herhangi bir konuşmayı, gülmeyi, ağlamayı bağlayabiliyorsun bir metrekarenin onda birine, sonra kalan dokuza bir kedi bir de sen sıkışıyorsun. Bazıları içine huzur getiriyor her geçişte, bazıları sızlatıyor ruhunun derinliklerini. Kadıköy mesela, kötü anılarımın en az olduğu yer olduğu için seviyorum belki. Hoş bir de üstüne yazma olayı var. Diskin üzerine yeni veri yazmak misali, aynen. Kötü mü hatırlıyorsun bir yeri, üstüne güzel bir anı inşa edip hafızanın aynı alanına yazıyor ve kurtuluyorsun. Bilgisayarda da dosyayı silince aslında izi kalır (ve erişilebilir ya dosyalar) en başta, ama yeni veriler o alana yazılınca her şey tamamen gider, o misal. Kadıköy'ü karış karış güzelleştirdim zihnimde. Hoş daha yakında da güzel anı merkezlerim var, evimin bahçesinde bile (anı merkezi de bir değişik duyuluyor ya, neyse) ama anılar arasında gezmenin tadı başka. Hem burada deniz yok, Kadıköy iyidir iyi.

Mutluluk aranması gereken, kovalanması gereken bir şey diye düşünüp "Şunu şunu da hallettim mi tamam olacak her şey..." derdim hep, oysa kendimi zamanın akışına, yaprağın düşüşüne, güneşin batışına bırakmam gerek belki de. O da tembel bir hal gibi ya, bilemedim. Evrenin çok mu umrundayız ki bi' güzellik yapacak bize?