1 Eylül 2022 Perşembe

Malum, söz geçmiyor kendilerine

Zamanı yenmeyi düşünüyoruz, oysa sadece bekliyoruz. Zaman bizimle birlik olsun istiyoruz, aslında sadece üşeniyoruz. Her şeyi başından ve sonundan ibaret düşünüyor, süreçleri unutuyoruz. Sahi, unutabiliyor muyuz?

Akıl vermek ne kolay şey, ve ne güzel bir his bir etkinin olması şu dünyada. Ya karşımızdaki bildiklerimizden ibaret değilse? El uzatıyorum sanıyorsunuz ya, size uçurumun kenarına sürüklüyor da olabileceğinizi söylesem? Sorumluluk almayı gerçekten istiyor musunuz? 

Bazen hayat oyunlardaki gibi olsun istiyorum gerçekten. Eski bir kayıt dosyasından devam edebilirdik hayatımıza, kör bir uçtan düşmezdik dipsiz kuyulara; sahi siz hiç düştünüz mü? Paten, kaykay ya da bisiklet öğrenirken düşmekten korku haddinin ötesindedir hani, bir kere düştükten sonra cesaret gelir ya insana; işte burada işler öyle ilerlemiyor. Bir türlü çıktığın o hiçlikten bir daha çıkabilir misin bilemiyorsun. El yordamıyla, oyalanma yumaklarıyla çıktığın o yere tekrar çıkabilir misin asla bilmiyorsun. O yüzden bazı şeyleri tekrar tekrar önermesek mi? "Ben olsam" diye aklıma o kadar opsiyon geliyor ki bunların birinin bile düşünülememesi de tekrar başka şeyleri tetikliyor ruhumda. Ama aslına bakarsan, "Neyse boş ver" gibi bir opsiyon varken kendimi anlatmak o kadar yorucu ki bazen kabullenmiş hissediyorum. Eskiye dönüyorum. Aynı şeyleri yapıyorum. Uzaklaşıyorum. Eskilere de inanmayı bırakıyorum, merak edince gelen giden yok. Yani baktım, o da olmuyor be Cemal Süreya, oysa kalplerimiz benzer sebeplerle üşürmüş. Neyse, kalbim hala bir şeyleri bekliyormuş gibi atıyor; malum, söz geçmiyor kendilerine.