Sözcükler üzerinde belli bir kilometreyi aştıktan sonra semantik doygunluk diye bir illet geliyor. Tam bir şey anlatacaksın mesela, sürtünme kuvveti misali aşman gereken bir anlam sorunu kelimelerini durduruyor. Aşırabildiklerinle konuş konuşabilirsen. Konuşsan ne olacak diye de bir "detay" var elbet. Bazen çözüm yok çünkü, bazen "doğru" diye bir şey yok. Bazen seçilebilecek bir yol bile yok. Kandığın kadar kanıyorsun, o kadar. Acıyı zamana değil acıya kırdırabilirsin artık/ancak.