1 Temmuz 2024 Pazartesi

İç dökümü

 + Günaydın, aslında saate göre bunu demek doğru değil ama... Neyse, kendine gelmene sevindim.

E yok artık, düşüncelerimi farklı seslerde duymaya mı başladım şimdi de? Demek kendimden gitmişim, ne kadar gitmişim peki anlatsanıza biraz? Niye dönmüşüm ki hem? Kalsaymışım oralarda...

+ Sesimi duyuyorsunuz değil mi?

Duymuyorum desem gidecek misin? Sen kimsin ki? Neresi burası ya da? Aslında son sorunun cevabı bariz gibi. Kendimi kandırmamın alemi yok. Sahi kimim ben şimdi?

- Duyuyorum, evet. 

+ Güzel, şimdilik her şey yolunda gözüküyor. 

Her şey yolunda aynen. 

Ben yarım saat sonra tekrar geleceğim, bir isteğiniz var mı?

Yalnızlık.

- Yok, teşekkür ederim.

İnsan kendini tekrar eden bir canlı...
(Yine başladı salak salak "insan" diye kendinden bahsetmeye.) 

Evet, duygularım tekrar ediyor cümleler gibi. Her şeyi tekrar yaşıyorum bir cümleye çarptıkça, bir şarkıya çarptıkça, bir şeyler okudukça. Okudum kendimi, kronolojik olarak tüm dalgalarıma çarpa çarpa ilerliyorum. Ne yaşadım diyorum, anlamaya çalışıyorum. Her yazıdaki hüznü ve sevinci, hepsinin nedenini biliyorum. Tüm kendinden kaçışlar, kendine düşüşler; sevgi doluluklar, kendini harcamalar. Öncesinde tarihlerden ruh halimi anlamak pek de mümkün değil. Elimdekileri taksit taksit atma niyetim vardı. 

Sanırım yazmak bir bakıma da boktan bir şey. Zihnin çabalasa, savaşmaya çalışsa, kısım kısım unuttursa yazdıkların hatırlatıyor sana her şeyi. 

Derin bir nefes alsana. Derin bir nefes alıp sakince bırakmaya çalış. Kesiliyor mu senin de nefesin? Benim kesiliyor işte. 

Döne döne şöyle bir ses var içimde: Everydazed - Think of me once in a while, take care