22 Temmuz 2021 Perşembe

Psikolojik Şiddet

Farkında olmayışlar hatalarımızı siler mi? Yaşadıklarımız kötülüklerimizi affettirir mi? Kendi içinde tutarlı bir kötülük, kötülükten sayılmayabilir mi? "Kötülerin" motivasyonlarına bakmak gerçekten gerekli mi? En iyi savunma saldırı mı?

Sosyal bir canlı olmanın kötü yanı bu sosyalliğe alışmak şüphesiz. Farkında olmadan içine çekildiğiniz bir bağımlılık adeta bu iletişim denen illet. Bir yandan tekdüze bir hayattan kaçış yolu, öte yandan tekrarlanan pişmanlıkların biricik kaynağı. İnsan bencil bir canlı, kendini de çok ciddiye alıyor. Her şeyi işine geldiği gibi anlamaya/almaya ve kullanmaya meylediyor. Neyse adım adım ilerleyelim.

Hayat acımasız, şüphesiz; adil de değil. Ama hiçbir şey size başkalarının hayatlarını kötüleştirme hakkını vermiyor, bunu biliyor muydunuz? Siz kendinizi her koşulda seveceksiniz diye, "En değerli benim, canım kendim!" diyeceksiniz diye insanlara hak etmedikleri şekilde davranamazsınız. Yaşadıklarınız sizde derin yaralar bırakmış olabilir, "Değiştim, güçlendim!" diyor olabilirsiniz; o ve o tip insanlardan uzak duruyor, kendinize her geçen gün daha büyük ve daha büyük hedefler koyuyor, hep (kendiniz için) daha iyiye gidiyor da olabilirsiniz... AMA, evet büyüğünden bir AMA, siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Kaçındığınız insanlara dönüştüğünüzün farkında mısınız? Gelgitleriniz arasında "çevrenizdeki" insanları harcadığınızın farkında mısınız? Tabii siz aşırı değerli olduğunuz için "çevrenizdeki" insanlar sizin için önemli olmayabilir. E o zaman kendinizi korumak adı altında o insanlara yeni yeni travmalar katmanız da çok önemli değil sanırım? 

İyileşmek kabuk oluşturmak demek değildir, iyileşmek kaçınmak demek değildir; iyileşmek üstesinden gelebilmektir. "Güçlü bünyesi varmış." diye hastalıklardan kaçabilenlere mi diyorduk biz yoksa o hastalıkları yenebilenlere mi? Psikolojik rahatsızlıklar sonsuza kadar kaçınması güç şeyler, yenmek ise yalnız yapılabilecek şey değil bazen. Keşke terapi ülkece kaçındığımız bir şey olmasaydı, keşke insanlar "kendi doğrularına" bu kadar takılı kalmasaydı, keşke insanlar yaşamın sadece yaşayarak öğrenilmeyeceğinin farkına azıcık varabilseydi... Gördüğünüzün bir versiyonunu yaşatıyorsunuz etrafınıza, bu belirtilince ise bazen doğrusunun bu olduğunu söylüyor, bazen ise "Sen benim yaşadıklarımı yaşasaydın..." diyerek geçmişi suçlamaya başlıyorsunuz. Ne zaman yaptıklarımızın sorumluluğunu alacak kadar büyüyeceksiniz? Sizi bu hale getirenler de benzer ifadeler kurmazlar mıydı sorsak? Ne yaşamış olursanız olun, bu yaptığınız şiddettir! Yaptığınızın ne olduğunu bilmemek de sizi masum yapmaz. Daimi beklenti içinde olmak, sorumluluğu karşıya yüklemek herhangi bir iletişimde sizi üstün kılmaz. "İstese bir yolunu bulur." dediğiniz her iletişimde karşı taraf da "İstese..." diye cümleler kursa birbirine erişmeyen saçma bir insan topluluğunun ötesine geçemeyiz. Bırakınız efendim kendinizi üstün görmeyi. Siz, değerinizi uzak durarak değil davranışlarınızla ortaya çıkarın. Sizin değeriniz sözlerinizden değil, hakkınızda söylenenlerden çıksın. Sevmeyi kendinize saklamayın, insanları sevin, onlar da sizi sevecektir. Şiddetin her türlüsüne karşı durun, siz de uygulamayın! Kendiniz için hak gördüğünüz her şeyi diğer insanların da hak ettiğini unutmayın. Bu şiddeti durdurun!