Kararlarınızı neye göre alırsınız? Neye göre kimle, ne kadar paylaşacağınıza karar verirsiniz hayatınızı, düşüncelerinizi? "Herkes kendi işine baksın!" mı dersiniz yoksa hayatları karıştırıp bir bütün mü olasınız gelir sevdiklerinizle?
Söyleyiş şeklimden anlaşılacağı gibi ben ikinci yana kaymaya çalışan bir bireyim, ama ufak ufak kendi işime bakmam gerektiği belirtilince ben de "Bu da benim işim, bana kalsın." demeye başlıyorum "Demek bu iletişimde böyle yapıyoruz...". Mesela hem "Şans dile bana!" diyeceğim hem de "Amanın müjdemi isterim!" diyeceğim şeyler oldu geçtiğimiz günlerde ama ben yazabildim mi kimseye, hayır. Sessizce gittim, sessizce geldim. Buraları da zaten ona göre ayarlamıştım. Tekrarın/düzenin verdiği huzur mesajı çok kuvvetli malum, fırtınalarınızı saklayabileceğiz bir sis bulutu oluşturuyor etrafınızda. Ben de bulutumu yaratıp "Bu da bana kalsın." dedim. Sanki bende kalması çok matah bir şey gibi... Aslında çokça yapılan/yaşanan bir şey bu. Düşünsenize çocukluğunuzu, neler konuşurdunuz arkadaşlarınızla, neler paylaşırdınız. Zamanla birey olmayı insanlardan kopma olarak algılayıp nasıl da uzaklaştık herkesten. Tamam, farklılaşıyoruz da bir yerde, bize dair her şey herkesle konuşulası şeyler de olmayabilir, hepsini herkes dikkatle dinleyemeyebilir; ama bunu kimseye hiçbir şey anlatmayarak sağlamak sizce de biraz "yanlış" değil mi? Açılan konular kapatılabilir, hiç açılmaması gölgeler arasından iletişim kurmak gibi bir şey. Birey olmayı yalnız olmak olarak algılamak, güçlü olmayı asla yardım almamak olarak algılamak, her düştüğünde yalnız kalkmaya çalışmak... Ne gerek var?.. Neden?.. Kime neyi ispatlıyoruz Allah aşkına?