2 Ekim 2021 Cumartesi

Bazı bazı düşünceler

Bazı bazı doluyor içim, bir şeyler yapmam gerektiğini hissediyor ama ne yapmam gerektiğini kestiremiyorum. Ne istediğimi değil, ne yapmam gerektiğini. Mesela yazı bir rahatlama yolu benim için, konuşmak misali; her ne kadar artık tam yetmese de. Hep susardım ve yazardım, başka çarem yok gibi düşününce yeterdi de bu bana; ama bir kere konuşabildiğini de gördükten sonra yazmak asla yetmiyor. Yazmak artık olsa olsa taşmak üzere olanların çok azının basit bir tahliyesi, günü kurtarma operasyonu. 

Yalan yok, benim (kendimle baş başa kaldıkça) dünyaya bakışım biraz karanlık oldu hep. Yalan yok, yazılarımın çoğunu da bir ideale yazdım. Yalan yok, üstlerine alınanlar olsa da başta sahipsizdiler. Ve yalan yok, doğruları söyledim inanmadınız; inanmak istemediniz belki de... Başından beri demedim mi ama ben "Yalan yok" diye, siz beni hiç mi dinlemediniz

İşin aslı, dünya karanlık değilmiş ben ışığa uzakmışım. İşin aslı, ideal sandığım gerçeğin çok azıymış. İşin aslı, artık çoğunun bir sahibi var. Ve işin aslı, işime gelmese de ben hep dürüst oldum. Bazı bazı bir şeylerin yanlışı doğrusundan daha çok işime gelirdi ama yalanın girdiği bir iletişim hep bir kirli ve değersiz geliyor bana. Bu yüzden kendime rağmen dürüst kalmaya çalışıyorum. 

Zorlu yıllar geçti, her yenisine "Bu sene farklı olacak" diye girildi ama 2021 en bütün hissettiğin yıl olarak başladı. Değişim muhakkaktır zaten ama insanın içindeki boşluğu kapatması apayrı bir şey. Kendini parça parça değil, bütün tanıtma cesareti bulması çok güzel bir şey. Bugüne gelmesine vesile olduğu için tüm hatalarını da sevmesi çok özel bir şey. Sevgi zaten, güzel şey.

Bazen bazı şeyleri neden yaptığımdan emin olamıyorum. Mesela lise zamanında çoğu şeyden uzak duruyordum, her şeye hayır diyordum. Üniversiteye başlayınca ise her şeyi deneyen, her şeye evet diyen biri olmuştum. Ani bir planın var ve dahil olacak kimseyi mi bulamıyorsun, ben gelirim; bir kulübe katılacaksın ama yalnız gitmek mi istiyorsun, ben zaten katıldım bile, beraber gidelim... Hayır mı diyemiyorum diye düşündüm bir ara, yani insanları kırmamak için mi her şeyi kabul ediyordum yoksa hareket halinde olma sevdam mıydı? Hala o zaman için kafam biraz karışık açıkçası. Hayır diyemediğim birkaç büyük şey var mesela ama mutluluk bulaşıcı bir şey diye de gerekçelenebilir gibi geliyor bu durum, "Sen mutlu ol ben de mutlu olurum zaten". Doğru, ama yorucu da bir şey bu. Sınırlar belirlemek şart. Daha dengede olduğuma inanıyorum artık. "Olmasa da olurdu" dediğim işlere girişmiyorum, "keşke onun yerine şunu yapsaydım" deme ihtimalim olan planları reddediyorum. Ama birini gerçekten sevince "olmasa da olurdu" da demiyorum hiçbir şeye, yapacak daha iyi bir şey de düşünemiyorum. Yani aslında endişe etmiyorum bir şeyden. Sakinim. Ve bütün duygularımla huzurluyum. Ufak heyecanlarımı da seviyorum, yarattıkları tepkilerle de barışığım. Varsın kalbim ağzımda konuşayım, varsın saatlerce çalıştığım ciddi ve tok sesim yeni sesi kalınlaşan gelişme çağında bir birey gibi incelsin ne olmuş. Hislerimi mi gizleyeyim? Her istediğimi yapabiliyor muyum peki artık, hayır. Fazla etraflıca düşünüyorum bazen yaşananları, yanlış yorumlamaya da yol açabiliyor bu bazı şeyleri, bazılarının rahatsız olmasına da. Ahh bana bir kendimi anlatma şansı verseniz, karşılıklı bir konuşabilsek, beni bir duyabilseniz gerçekten...

Zaman çok şeyi uzaklaştırdı benden, pek çok insan, pek çok anı, pek çok hikaye. Benzeterek öğrenen bir canlı olmanın lanetini yaşıyorum o yüzden. "Onda da böyle olmuştu.", "Böyle demiş ve gitmişti.", "Bu zaten bariz bir git işareti"... Dünün izleri her yerde: yüzümde, göğüs kafesimde, kolumda, hatta "parmaklarımın ucunda". Korku beni durduruyor yine. Susup bekliyorum ben de bir şey olmasını. Bir yol, bir işaret, bir ses bekliyorum... 

Bazen konuşma başlatmak istiyorum, ama işliyor zihnimdeki çarklar yine. Aniden bunca zaman zihnimi meşgul eden tüm endişelerimi dökeceğim ve konuşmayı vedaya çevireceğim gibi geliyor. "Özür dilerim canını sıktığım için" modumdan çıkamayacak ve sonsuzluğa karışacak gibi hissediyorum. Belirsizlikler, belirsizlikler... BUNALDIM. 

Her konuşma zihnimde de dilimde de buraya çıkıyor. Kendimi ne yapacağım diye sorarken buluyorum daima ve bilmiyorum. Ne yapacağımı asla ama asla bilmiyorum. Ben artık şu düşüncelerden biraz uzaklaşmak istiyorum, kendimden uzaklaşmak istiyorum.