6 Mayıs 2017 Cumartesi

Kinyas ve Kayra |Hakan Günday

Uyumadım. Pişman olmadım. Kendimden bile. Ben gerçektim. Dünyanın en gerçek adamı! Bana ait bir gezegen bulana kadar insanlara ve kendime zarar vermeye devam edeceğim... Biliyorum, beni linç edecekler. Beni bütün dünya öldürecek. En derinde benim cesedim olacak ancak bedenimi toprak bile kusacak... 

20 Nisan 2017 Perşembe

Niye yarım kaldım ben?


Şöyle oluyor yani, Biri geliyor hayatına, diyorsun ki "Tamam yani artık bundan sonra yalnızlık yok. İki kişiyiz, biz her şeyi iki kişilik düşüneceğiz.." Sonra... Çekip gidiyor yani... Tamam, gidiyor yani O. O zaman ikiydik, ben şimdi tekrar bir kalacağım, yani bir kalmam lazım, öyle olması lazım. Ama bir de kalamıyorum. Yarım kalıyorum.. "Niye yarım kaldım ben?" Niye şimdi benim yarımımı aldı götürdü giderken? Beni böyle yarım bıraktı.

8 Nisan 2017 Cumartesi

Kurut pınarlarımı!

Bazen müziklerde buluyorum seni, belki de bu yüzden seviyorum nostaljiyi ve eski olan her şeyi. Tüm duygularım ve anılarım yenileniyor ve sen can buluyorsun yine. Ağlatır ama diyeceksin, hatırlamak ağlatır evet, ama o tarifsiz kavuşma duygusu... Değer! Sen ol yine her günümde ve kurut pınarlarımı.

25 Mart 2017 Cumartesi

Sana söylenecek ne kaldı?


Sana söylenecek ne kaldı artık, onu bilmiyorum. Benliğimin büründüğü matem havasını, bedenimin büründüğü siyahları anlatsam ilgini çeker mi ki?   

18 Mart 2017 Cumartesi

"Değişeceğim" kodu

"Artık bugün..." diye uyandığım sabahlardan biri yine. "Değişeceğim" kodunu bilmem kaçıncı defa giriyorum sisteme ama her zamanki gibi bekleme süresi ve sonunda hata verecek, belli. Sorun ne desen bilemem ben de sanırım fazla düşünüyorum hani dil öğrenirken "basit kur" derler ya cümleleri, "basit düşün", hayatı öyle düşünemiyorum işte sanırım. Halbuki herkes o kadar da derin değil, o kadar da takmıyorlar ne dediğini ne yaptığını, yani sanırım. Bu "sanırım" yiyor bitiriyor işte beni. Ya takana rastlarsam?

25 Şubat 2017 Cumartesi

Yarınlarda hep mutlu olalım

Uzaklardayız biliyorum. Bir nefes kadar uzaktayız seninle. Oysa her nefes alışında varlığın düşüyor avuçlarıma. Göreceksin, geceden sonra sabah olacak. Acılarına yansa da ömrün, umutlarına tutun. Her nefesin uçurum çaresizliği gibi duvarlardan geri dönüyorsa ruhunun dehlizlerine, bırak ve yalnızlığın(ın) içinde büyüt beni. Islansa da kirpiklerin, umuda tutun sen. Bak senin her nefes alışında bir adam gülümsüyor hayata. Acısına inat senin mutluluklarıyla sarıyor yaralarını. Şimdi sevme zamanı.

Her zaman gülümse ki; dünyada yüzlerine yoksulluğun resmi çizilmiş çocuklara senin gözlerindeki aydınlatan uçurtmalar yapalım ve yarınlarda, evet yarınlarda hep mutlu olalım.

11 Şubat 2017 Cumartesi

Nerdesin?


Nerdesin! Aslında nerede olduğun önemli de değil ya, neyse. Çünkü nerde olduğunu bilsem de olduğun noktaya ulaşmak çaresiz ve belki de yanlış. İşte, gözlerdeki perdenin, sanki pencerede kirlenmişliği var gibi, kapkara ve hiçbir şey görülmüyor. Umutsuzluğun umudu da vardır elbet. Karanlığa baş kaldıracak gözlerin nuru da vardır elbet. Hayatta korkuların pençesine düşen nefes alışlarda, yaşamaya dirençli soluklar da vardır, ama özlenenin özlemi bunlara nerde ve nasıl ulaşmamızı sağlayacaktır o meçhul ve özlenmeye de devam özlenen. Bakışsızdır belki özlemlerim ama, ama amaçsız değildir.. Hasretin zirvesinde dokunaklı sözler değildir bunlar, özlemin içindeki duyguların haykırışıdır ve soruyor, nerdesin?