20 Mayıs 2018 Pazar

Farkına varışlar acıdır

Hayaller güzeldir, hayaller değerli. Hayatına dair kararları özgürce ve dilediğince veremeyen insanlar özellikle hayallere değer verir, mesela ben. Umut güzel bir kavram, kişiyi yaşama bağlıyor; zorluklara göğüs germesini sağlıyor. "Keşke" ve "acaba"lardan uzak yaşatıyor kişiyi ve bu güzel bir şey. Ama biliyorum bir şeyler ters gidiyor, nefes bilinci gibi bir bakıma. Hani aslında kimsenin normal nefes alışını bilmezsiniz ama uyuyor taklidi yapan kişinin "fazla düzenli" nefes alışı fark edilir ya, o misal. Bir şeyler ters, bir şeyler örtülü. Farkına varışlar acı, beklemek yorucu. 

11 Mayıs 2018 Cuma

Yaşıyorum ya işte!

Her gün çeşitli heyecanlara uyanıyoruz; mutluluklara, hüzünlere, iyiye, kötüye... Bugün karanlığa uyandım ben, kayıplara. Düşüncelerimi toplayamayacak kadar geç oldu evet biliyorum. Yazıya dökemeyecek kadar yoğundu çünkü düşüncelerim tüm gün. Sen de bil diye yazmıyorum ya bunu, neyse. Gündüz düşlerim olmaya başladı, sevinmeli miyim ey dost? Karanlığa yatıp aydınlıkta mı görmem lazım gerçekten her şeyi? Ya da sorgulamalı mıyım gerçekten böyle? Doğru yoldu, işaretti derken durmalı mıyım gerçekten? Bilmiyorum, aslına bakarsan belki de, umursamıyorum. Yaşıyorum ya işte istemesem de, herkes sadece bunu önemsemiyor mu zaten, yeterli bu kadarı.

11 Nisan 2018 Çarşamba

Niye doğdum ben?


Umut garip bir kavram. Kişiyi yaşama bağlıyor, zorluklara göğüs germesini sağlıyor; ama yıkılınca da en büyük darbeyi o vuruyor. Tatlı tatlı umutlarım vardı bu yaşımdan. Neyse. Umut etmeyin çok, umut kötü bir şey. Güzel şeyler hayal de etmeyin, hayat öyle bir şey değil. Ha bir de sevmeyin, sevilmeyince çok koyuyor. 

7 Nisan 2018 Cumartesi

"Neden?" ağır bir sorudur

Bir "Neden?" sorusu altında ezilmiş kalmış derken bir şey yapamaz olmuş, hiçbir şeye zamanı olmayan ama aslında hiçbir şey de yapmayan bir yaşam formuna dönüştüm. Konuşamadıkça yazıyorum, yazamadıkça dinliyorum, dinleyemedikçe ağlıyorum artık... Öyle.

24 Mart 2018 Cumartesi

Uykular haram bana



Bu gecenin belirtileri olan ay ve yıldızlar nerede? Kim aldı onları, neden her yer karanlık, şu hızlı hızlı yağan yağmur hiç durmayacak mı? Hem neden damlaların yere düşüşünün sesi duyulmuyor? Niye herkes sessiz, niye kimse konuşmuyor? Sanırım delireceğim. Sessizlik tıkır tıkır ediyor beynimde, garipten sesler gelir gibi oluyor kulağıma, donuyorum, tir tir titriyorum.   

10 Mart 2018 Cumartesi

Gruplandırılmak acı şey

Anonim kimliklerle bir yerlerde bulunmak güzel şey, önyargılardan kaçmak tek neden. Hala bazen, ön yargılardan arınmış bir şekilde insanlarla konuşmak isterim. Ama zamanın da etkisi ile olası "hayır"ın ağırlığından pasif bir insan oldum. Ben tekrar çocuk olmak istiyorum, insanları yargılamadan konuşabilmek. Bakınız, doğduğunuz anda gruplandırıldınız, hatta doğmadan bazı konularda. İsminiz, cinsiyetiniz, bir bakıma dininiz, mensup olacağınız kesim, olabileceğinizin sınırları hep çizilmiş. İnsanlar sizi gördüklerinde bunların üstüne boyunuz, kilonuz, saç rengi ve şekliniz ve göz renginizi de ekliyor hatta kimi durumlarda isim ve soy isim bile sizin hakkınızda düşünceleri değiştiriyor. Bir fırsat varken gruplandırılmamanın, bunu kullanmak ve özgürce düşüncelerimi belirtmek istedim; o yüzden isim resim yoktu. İnsanı insan yapan, duyguları konuşmak tercihim. İsim/cisim sen istemesen de yön verir ki duygularına. En basitinden sende olmasa karşıdakinin tavrı senin "önceden belirlenmiş" özelliklerine bağlı; senin tavrın da onların tavrına. 

15 Şubat 2018 Perşembe

Susmak en büyük yalnızlık


Hiç sevmedim suskunlukları ama susmak zamanıdır şimdi.
Bazı şeyler var ki, dillenmiyor, söylenmiyor, söylenemiyor.
Sana gülümserken bile bir bulut çöküyor yüzüme adeta...
Fark ediyorum ki, susmak en büyük yalnızlık...