14 Haziran 2018 Perşembe

Yokluğunu rüzgara bıraktım…


Denizlerim kurusa da, yağmurlarım yağmasa da, ormanlarım çöle dönse de gülüşün okşarken ruhumu hiçbir şeyi umursamıyorum.. Senin yokluğunda kabarıyor denizlerim, artıyor gelgitlerim, öfkem dinmeyen kasırgaya dönüyor, üçe ayrılıyorum sanki ruhum bir yana yüreğim bir yana bedenim bir kıyıya savruluyor yokluğunun kasırgasında. Hiçbir şey avutmuyor beni, yokluğunda. 

Yokluğunu rüzgara bıraktım, savruluyorum. 

9 Haziran 2018 Cumartesi

Silkelen ve kendine gel!

Silkelen ve kendine gel! Olmaz ki böyle, tüm gün bir yatağın içinde. Hayattan kaçmak da ne diye? Küçükken daha, derin parlak, gözlerin kaybetmemişken henüz ışığını, karışmalısın hayata! Oturup bir kafede, insanları izlemelisin, gelecek planlarından bahsetmelisin. Göstermelisin onlara nasıl da güçlü olabileceğini. Zekisin çünkü, akıllısın, yeteneklisin, güvenmelisin kendine, o kadar güvenmelisin ki inandırmalısın etrafındaki o tüm boşboğazları yapabileceğine.

20 Mayıs 2018 Pazar

Farkına varışlar acıdır

Hayaller güzeldir, hayaller değerli. Hayatına dair kararları özgürce ve dilediğince veremeyen insanlar özellikle hayallere değer verir, mesela ben. Umut güzel bir kavram, kişiyi yaşama bağlıyor; zorluklara göğüs germesini sağlıyor. "Keşke" ve "acaba"lardan uzak yaşatıyor kişiyi ve bu güzel bir şey. Ama biliyorum bir şeyler ters gidiyor, nefes bilinci gibi bir bakıma. Hani aslında kimsenin normal nefes alışını bilmezsiniz ama uyuyor taklidi yapan kişinin "fazla düzenli" nefes alışı fark edilir ya, o misal. Bir şeyler ters, bir şeyler örtülü. Farkına varışlar acı, beklemek yorucu. 

11 Mayıs 2018 Cuma

Yaşıyorum ya işte!

Her gün çeşitli heyecanlara uyanıyoruz; mutluluklara, hüzünlere, iyiye, kötüye... Bugün karanlığa uyandım ben, kayıplara. Düşüncelerimi toplayamayacak kadar geç oldu evet biliyorum. Yazıya dökemeyecek kadar yoğundu çünkü düşüncelerim tüm gün. Sen de bil diye yazmıyorum ya bunu, neyse. Gündüz düşlerim olmaya başladı, sevinmeli miyim ey dost? Karanlığa yatıp aydınlıkta mı görmem lazım gerçekten her şeyi? Ya da sorgulamalı mıyım gerçekten böyle? Doğru yoldu, işaretti derken durmalı mıyım gerçekten? Bilmiyorum, aslına bakarsan belki de, umursamıyorum. Yaşıyorum ya işte istemesem de, herkes sadece bunu önemsemiyor mu zaten, yeterli bu kadarı.

11 Nisan 2018 Çarşamba

Niye doğdum ben?


Umut garip bir kavram. Kişiyi yaşama bağlıyor, zorluklara göğüs germesini sağlıyor; ama yıkılınca da en büyük darbeyi o vuruyor. Tatlı tatlı umutlarım vardı bu yaşımdan. Neyse. Umut etmeyin çok, umut kötü bir şey. Güzel şeyler hayal de etmeyin, hayat öyle bir şey değil. Ha bir de sevmeyin, sevilmeyince çok koyuyor. 

7 Nisan 2018 Cumartesi

"Neden?" ağır bir sorudur

Bir "Neden?" sorusu altında ezilmiş kalmış derken bir şey yapamaz olmuş, hiçbir şeye zamanı olmayan ama aslında hiçbir şey de yapmayan bir yaşam formuna dönüştüm. Konuşamadıkça yazıyorum, yazamadıkça dinliyorum, dinleyemedikçe ağlıyorum artık... Öyle.

24 Mart 2018 Cumartesi

Uykular haram bana



Bu gecenin belirtileri olan ay ve yıldızlar nerede? Kim aldı onları, neden her yer karanlık, şu hızlı hızlı yağan yağmur hiç durmayacak mı? Hem neden damlaların yere düşüşünün sesi duyulmuyor? Niye herkes sessiz, niye kimse konuşmuyor? Sanırım delireceğim. Sessizlik tıkır tıkır ediyor beynimde, garipten sesler gelir gibi oluyor kulağıma, donuyorum, tir tir titriyorum.