19 Şubat 2014 Çarşamba

Kabullen

Savaşmak her zaman doğru yol değil, bunu anla. Zorladıkça bir şeylerin ellerinde parçalandığını hissediyorsun, çoktan hallettiğini sandığın şeylerin bile. Olacak şey var, olmayacak şey var. Savaşarak değil kabullenerek geçmek lazım bazı şeyleri. Olmuyor, olmayacak; yetin. Olmuyor, olmayacak; vazgeç. Olmuyor, olmayacak; haddini bil. Kabullen ve rahatla. En derinini düşün, kendini düşün. Bütününe sen hakimsin sonuçta, olası sonuçları da en iyi sen tahmin edersin. Kaybedeceğini bildiğin bir savaşa girmek mi istiyorsun gerçekten? 

15 Şubat 2014 Cumartesi

15 Aralık 2013 Pazar

Ama bu devirde?

Ne saklandım ne de kendimi gösterebildim aslında. Bazen saklananlara özendim, bir yetenek benimsedim, her şeye kimsenin haberi olmadan erişmeyi, sonra saklayacak bir benliğim olmadığını fark ettim, sustum. Başkası gibi olmayı denedim, başaramadım. "Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol" demiş ya Mevlana, sanırım 7 öğüdünden bir onu tuttum.

1 Aralık 2013 Pazar

Uzun yürüyüşler lazım

Demek istediğim, dinleyelim. Uzun yürüyüşler lazım bu şarkı için -haddinden uzun. Araba farları da parlayacaksa eğer yürüdüğümüz yolda, eksik olan şey belli: Yağmur yağmalı. Gece olmalı. Sana gelmeliyim. Seni her gün görmek istediğime dair 5. mektubumu da yazdım. Onlar da yanımda olmalı tabii, daha sonrasında...

30 Kasım 2013 Cumartesi

Son |Dilan Gül


Solumda duran sızıyı hiçbir şey dindiremiyor! Kanar durur içinde bir şeyler ilacı sen olmayınca. Çok küçük şeylerin bile gerçekleşmesi için gecelerce yalvarırsın, yakarırsın karşılığı ne olursa olsun ödemeye hazırsındır.

24 Kasım 2013 Pazar

Göz bebeklerindeki çığlıklar

Bazen yalnızca seni izlerken gözyaşlarım gelip perdeliyor göz bebeklerimi. Bilmiyorum o zamanlar anlayabiliyor musun aklımdan geçenleri? Aslında ben hiçbir zaman beceremedim gözlerimle konuşmayı ve göz bebeklerindeki çığlıklar dışında duyamadım, anlayamadım hiç kimseyi, aklından ne geçtiğini, ne söylemek istediğini…