5 Eylül 2015 Cumartesi

Hep benimle kal!


Uykunun geldiği o an var ya, algı güçleşiyor hani, yavaşlıyor hareketlerin, göz kapakların ağır geliyor. Ama uyumamak için direniyorsun, neden? Her zaman "rüya"lar ütopik güzelliklerini sunmadı mı sana, "rüyalarının" olan her şey güzel değil miydi, nedir bu kaçış?

22 Ağustos 2015 Cumartesi

Ne yaparsak kendimize, biz yapıyoruz işte

Çok şey yazasım var ama yazamıyorum bir türlü. Kopuk kopuk oluyor, anlamsızlaşıyor gibi. Yazmayınca da kaçıp gidiyor aklımdan. Bazen umutsuz oluyorum işte, ya her şey istediğim gibi gitmezse, yani bir gün gülümseyemezsem, kaybedersem bunu. Korkuyorum gelecekten, bi' o kadar da merak ediyorum. Kaybediyoruz kazandıklarımızın yanı sıra ve zaman geçip gidiyor. Ne yaparsak kendimize, biz yapıyoruz işte.

20 Haziran 2015 Cumartesi

Ordularımı çektim kederlerimin üstlerinden

Bir mahalle uyanışı adeta, curcuna ciğerlerim; duman takımlı ahbaplarım. Dudaklarım hiç kurumadı kaç zamandır. Ruhuma kirasını artırdı bedenim paracı bir ev sahibi misali yokluğunda. Harcadım yastık altındaki gülüşlerimi de, artık sermayeden yiyor bu senden sonra gelenlere direnişim. Zaten haberimi aldım, ayrılık bu sabah ele geçirmiş başkentimi; ben de ordularımı çektim kederlerimin üstlerinden.

14 Haziran 2015 Pazar

Her gün batımında


Benim için güneşin batması, acılarla dolu bir günün sona ermesinden ziyade doğacak yeni güneşin getireceği umutlardan bir parça koparmak arzusundan başka bir şey değildir.    

Her gün batımında patlamak üzere olan bir volkanın üzerinde hissediyorum kendimi. Bazen tanımlayamadığım garip bir his, bazense içimin derinliklerine yürüyen bir korku sarıyor vücudumu. Neden korkuyorum? biliyorum. Kaybolacak yok olacak hayallerimin ,umutlarımın vahametinden korkuyorum.

6 Haziran 2015 Cumartesi

Azil |Hakan Günday

Aynı zihinde yer alan karşıt düşünceler birbirini yok eder ve ışığa dönüşürler. Herhangi bir düşünce, karşıtıyla karşılaşırsa özgün halinden eser kalmaz. Karşıtından mutlaka etkilenir ve değişir. Bu da yok olduğu anlamına gelir. Aynı zihindeki karşıt düşünce baskısına çelişki denir. Zihin, çelişki karşısında birbirini parçalayan düşünceleri ölümlerine terk etmek zorundadır ve üçüncü düşünceyi üretmelidir. Zihin, yok olanların bıraktığı yeri üçüncülerle doldurmalıdır. Aynı takdirde karşıt düşüncelerin aynı anda yok olmasıyla boşalacak olan zihinde davranışa dönüşecek hiçbir şey kalmayacaktır. Ve davranışın gözlemlenmediği beden her anlamda felçli sayılacaktır. İnsanların en büyük hatası, bu kuralı görmezden gelmeleri ve karşıt düşüncelerin birbirlerini öldürmesine izleyici kalmalarıdır. Hayatın karşılarına çıkardığı seçim kavşaklarında dolanarak ölmelerinin nedeni, karşıt düşüncelerin çarpışmalarından kaynaklanan ışıktan gözlerini alamadıkları için körleşmeleridir. Kör ve felçli. Kim böyle olmak ister? 

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Bazen, hissedersin işte...


Bazen gözlerin kapalı dinlemelisin, ne olduğunu bilmeden...

Bir garip varlık... Kendi dünyasının belirsiz cümlelerinin noktası olmaktan bıkmış bir şekilde savruluyor bir kalemin ucunda. Hayalleri anlaşılmayacak kadar karmaşık bir varlık anlatılıyor bu hayatta. Sürükleyici mi, değil mi o biraz tartışılır düzeyde. Fakat her duyguyu içerdiği ortada.

18 Nisan 2015 Cumartesi

Yaşamdan dakikalar çaldın mı bugün?


Sabah gün ışığıyla uyanıp, kuşların seslenişine cevap verdin mi?