2 Şubat 2013 Cumartesi

Hafızamı sil!


Bir yol bulmak lazım… Bir çaresi vardır illaki her şeyin değil mi? Peki "unutmak" bile seni hatırlatırken ben nasıl başaracağım? Git gide söndürdün ışıklarımı, kapattın bütün kapılarımı. Sayende artık adını da anamıyorum, tam dilimin ucuna geliyor; susuyorum. "O" diyorum, Adını söyleyemiyorum, zaten herkes anlıyor kim olduğunu. Bir saniye dilimden düşmediğin günlere sayıyorum. Belki içimden hiç susmadan tekrar ediyorum. Ama sesimle birleştiremiyorum, suç işleyeceğim sanki öyle çarpıyor kalbim. Öyle utanıyorum, öyle mahcup oluyorum. Sonra kendimden nefret ediyorum. Ben bile kendime bu kadar acımasızken başkalarının anlamamasına hak veriyorum.

25 Ocak 2013 Cuma

Sesler susunca

Kendimi taşıyamıyorum, ağır geliyor günlük hayatımda taktığım maske. Yine de atamıyorum onu bir yerlere, bu kadar karanlık herkesi korkutur diye. İç diyaloglara çevirdim düşüncelerimi, ama yetmedi. Sessizlik düşmanımdı, kendim bile dinlemeden konuştum suskunluk düşmanlığıyla. Sesler susunca da geceye küskün, öylece durdum.

11 Ocak 2013 Cuma

Bıraktım kendimi bırakıldığım kadar

Hiç yüzünde utanması kalmamış saçımı tarayan çaresizliklerin. 
Herkesin içinde dileniyorlar canıma. 
Bahçemde köyünden kovulmuş rüzgarlar; 
Benim kadar kullanılmış, benim kadar alışamamış alışmaya.
Neler kaybettiğim umurumda değil, ellerimde tanık birkaç gözyaşı… 
Kamyon kamyon yabancı acılar yüklü suratımda. 
Ateşle yaklaşmayın kalbimin habersizliğine. 
Bıraktım ben de kendimi, 
bırakıldığım kadar sadece...

15 Aralık 2012 Cumartesi

Sessizliğin müebbedi çok zormuş

Sessizliğin müebbedi çok zormuş anladım. Dayanılmaz olduğunu anladım. Keşke gelsen de diyemiyorum, burada olmanı o kadar istemiyorum ki… Şu sessiz renksiz geceyi aydınlatabilirdin evet ama kendini karartmaya değer mi? O kadar çok yalnız hissediyorum ki kendimi sensiz. Arkadaşlarla birlikteyken onlarda da hiç tat denen bir şey bırakmıyorum. Onun için kimsenin yanına çıkamaz olmuştum. Sen yokken kendi kendime kabuğuma saklanmışım. Anlatamam ki tek kelimeyle çok kötü hem de çok…

6 Aralık 2012 Perşembe

Ben, o durumdum

Kendimi bir çocuğun uçurtmasının ağaca dolanması gibi hissediyordum. O çocuk değildim, o uçurtma da değildim. Ben, o durumdum. Uçurtma uçurmanın heyecanı henüz bitmemişken ağaca takılı kalmasının üzüntüsüydüm. Endişeydim ben. Yardıma muhtaç olmaydım ve geriye yapılacak hiçbir şeyin kalmamış olmasıydım...

24 Kasım 2012 Cumartesi

Seni de senden aldılar mı?

Tutuşturmuşuz denizi seyreliyoruz yanarak, kavrularak... Sen bilir misin varlığıyla hayata tutunduğun, yokluğuyla hayattan koptuğun insanların hiç var olmaması nedir? Hiç yanında olmaması ve bir daha hiç yanında olmayacak olması… İçin hiç bu kadar çok burkuldu mu senin? Hıçkırarak ağladın mı hiç? Seni de aldılar mı senden? Eksik kaldın mı, içinde tanımsız bir korku ve bir yandan da her şeyden bıkmış bir halde korkusuzluk hali bir anda bulundu mu? Sonunu bildiğin kitabı okuyamamak misali, sonunu bildiğin hayatı yaşamaktan bıktın mı sen de?

17 Kasım 2012 Cumartesi

Kovulmayı da beceremedim sebepsiz yaşamaktan

Ar etti yüreğim, ar etti dünyalık rüzgarlarım; verilince doyan akvaryum gibiyim. Camlara sıkıştırılmış bedelleri ödüyorum. Ağzım hep açık ayrılığının acemiliklerine. Sayfalarca istifa dilekçesi yazdı gözlerim hayata. Kovulmayı da beceremedim sebepsiz yaşamaktan. Bir yanımda yeter hatıraların, bir yanımda aşısız yalnızlıkların. Isırıldım işte bir gece ayrılığı tarafından... (evet tarafından)