15 Şubat 2015 Pazar

Bir sevdan varsa eğer sıkı sarıl ona!


Hayatın gözyaşları damlıyor her bir an, tane tane…

Düşen her bir damla, yürekten kopup atılan bir dert aslında; seneler geçtikçe zamanın iz bıraktığı yolları izleyip yere düşerken farkında olmadan rahatlatan.

Hayat bir sınama tüm yaşayan varlıklara. Bir şeyler tamken bir şeyler muhakkak eksik kalır, adaletten yoksun saydığımız yaşamın temel kuralı işte... Gülümseme ne kadar duyulan mutluluğun ifadesiyse ağlayan gözler de ezilen yüreklerin. Kâh gülerken kâh ağlamak bundandır belki de kim bilir?

10 Ocak 2015 Cumartesi

Ruhlarımızı kaybetmeye başlamıştık sadece


''Duygu sömürüsü yapma bana! Zor bir dönemden geçiyorum hepsi bu, dramatize etmenin gereği yok! '' dedi şaşkınca, söylediklerime anlam veremeyerek.   

3 Ocak 2015 Cumartesi

Sahi bırakmasanıza beni yalnız?


Ufacık geliyorum kendime. Herkese her şeye yetecek kadar çenem düşükken kendime az geliyorum bazen. Yetmiyorum ben bana. Korku da var biraz, nedensiz çıkıveriyor işte. Çıkmadığı zamanlarda bambaşkayım sanki; her şeyi yapabilirim gibi bir güven geliyor bana. Akıllara zarar bi' güven. Elbette her insanda olması gereken kadar ama bende başkalaşım geçirmiş bir güven. Korku geliverince her şey altüst oluyor, yarıda kalıyor olan da biten de.   

20 Aralık 2014 Cumartesi

Bir gece ansızın gireceğim rüyana


Bir gece ansızın gireceğim rüyana. Gözlerime bakamayacaksın, özür dileyeceksin. Sevdamın büyüklüğüne ve gücüne inanarak ellerini bana uzatacaksın.

13 Aralık 2014 Cumartesi

Kar yağıyor şehrime


Kar yağıyor şehrime. Babası tarafından elma şekeri ile ödüllendirilen bir çocuk sevinci gibi bir anda şaşırıp bir anda normale dönen ifade ile dışarı bakıyorum. Sanki gördüğüm ile görmediğim arasında mekik dokuyorum zamana. Kar beyazdır biliyorum, kar soğuk, kar tüm yüküne rağmen sessizdir.   

22 Kasım 2014 Cumartesi

Hangi hikaye tamamlanıp da bitiverir?

Ben öldüm. Tekrar dirildim sonra. Ara vermiştim yaşamaya. Bilinçle yapmıştım bunu. Yapmam gerektiğini bilmenin bilinciyle. İliklerime kadar nefessizdim o zamanlar. Uzun bir hikaye biriktirdim kendime bu süreçte.

Tarifi zor bir ürpertinin öyküsü. Nereden başlasam ucunu kaçırıyordum. Cümleler devrikti, içleri boş, sesleri kısık ve her hamlem sonuçsuz kalıyor, olduğu yere yıkılıyordu. Gülümsediğim tek kişiydin. Yanlış deneyimler insanı ne kadar zorluyor. İnsanı içine zorluyor. Oysa, hep bilirdim ki bir insanı kaybetmek bir savaşı kaybetmeye benzemezdi. Bir insanı kaybetmek bir güruhu kaybetmeye de benzemezdi. Bir insanı kaybetmek acıydı. Ne kadar yalınsa cümle, o kadar da derindi. Bir insanı kaybetmek, acıydı. "Gülümse."

1 Kasım 2014 Cumartesi

Biraz düşünmeyi bırakır mısın lütfen?



Saat ne zamandır çok da geç olmuyor. Gelecekten korkan sadece o değilmiş görünüşe bakılırsa. Belirli bir üslubu olsun istemiyor. Belirli şeyleri istemiyor esasen. İnsanların kendisini çözdüğünü sanıp da kelimeleriyle dalga geçmelerini de istemiyor mesela. Aslında hiçbir zaman çok konuşmamasına rağmen annesinin bu gece konuşmadığı için kendisine tavır yapmasını anlayamıyor. Oysa annesi kek getirdiğinde bile saatlerce mutluluktan zıplıyordu. Eskiden. Öncesinde yani.