Rüyalarınızın nereden geldiğini düşünür müsünüz? Gününüzün (ya da düşüncelerinizin) çeşitli kısımlarının birleşimlerinden çıkan bir ürünün bizi şaşırtması oldukça garip ama bir o kadar da güzel bir şey...
Tek gerçek tanrısızın tanrı olmasını kendine yediremeyen birinin birbiriyle alakasız cümleleri.
25 Haziran 2016 Cumartesi
14 Haziran 2016 Salı
Konuşabilseydim yazmazdım
Heybemde binlerce kelime olmasına rağmen, içlerinde seni anlatan hiçbir cümleye rastlayamıyordum. Sonra kızıyor, "Beceriksiz bir adamın tekisin işte!" diye bağırıyordum kendime. Aslında gözlerin anlatıyordu seni. Ben ise karşımdaki seni güneşe, aya, yıldıza benzeterek kağıda dökmeye çalışıyordum. Çok ahmakçaydı, şimdi kabul ediyorum. Belki sana şiir yazamadım ama şimdi hangi şiiri okusam sen oluyorsun karşımda.
Konuşamadıklarımı, anlatamadıklarımı yazarak denemek istiyorum şimdi. Konuşmakta beceriksiz olduğumu kabul ediyorum. En havalı, en benim diyen kelimeleri bile dize getirebilirim (yeterince zaman varsa diyelim). Ama konuşamam, anlatamam. Konuşabilseydim yazmazdım da zaten, herhalde.
7 Mayıs 2016 Cumartesi
Vedalarımın toplamı elveda ettiğinde
Ağlayışlardan geceleri uyuyamıyorum ben şimdi. Gaz odası, don sonrası, ateşlerde yanması öldürmüyor. Güçlenerek diriliyor her sefer. Savaşamıyorum artık. Kahramanının imzalı resmi elinde, çalıyor kapımı. İsimsiz şehirlere saklanışlarıma bahane oluyor. Arsız, hayalperest çocuğumdan kaçıyorum.
Ellerini cebine sok, durakları terk et ve beni boş ver. Otobüsler güzergah şaşmaz, son anda aklımın yırtıklığı beni yolculuktan alıkoymaz. Vedalarımın toplamı elveda ettiğinde… Pencereleri, kapıları sıkı kapa; iyi bak kendine.
19 Nisan 2016 Salı
Diyeceğim şu ki
Bizler hatalı canlılarız. Bizler, sınırlarını bilmeyen ve özgürlük ile cinayetin kıyısında dolanan oksijen israflarıyız bazen. Bunu unutmamamız lazım. Hem kendimiz çevremize zarar vermemek için hem de çevremize zarar gelmesin diye. Çünkü, çevreden ne zaman ne geleceği belli olmuyor bazen gerçekten...
5 Mart 2016 Cumartesi
Uyansan geçerdi oysa
Sonlarla barışanları anla(ya)mıyorum, sonları kabullenenleri de. Yok olmak ne demek mesela? Bu bilinç hali insanı delirtmez mi?
25 Şubat 2016 Perşembe
9 Ocak 2016 Cumartesi
Daha derine
Düşündükçe ve çıkış yolu bulamadıkça derine batıyorum. İçim bağırırken susarak oturmayı kabullenemiyorum. Ama güzel konuşabilmek için de belli bir düzeyin üzerinde "mutlu" olmam gerekiyor. Sonuç, yine evrenden işaret bekleyen bir Hakan, müthiş! Bu nasıl bir girdap, durmadan çekiliyorum. Ama biliyor musun, kimseye kızamıyorum. Yapamıyorum yani, olmuyor. Kendime kızıyorum, kendimi harcıyor kendimi tüketiyorum. İletişim ruhun ilacı, bense ilacını kendi almaya korkan biriyim adeta. Hoş bu benzetme olası diğer tüm benzetmelerimi açıkta bırakıyor ama, neyse. Sizinle konuşmadıysam, konuşamadıysam bir şeyleri bozmaktan korkumdan. Sevgi ve korku çok da uyumlu bir ikili değil sanki, değil mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

