"Bazen tek bir kare, tek bir fotoğraf yıkar seni gördüğün. Toparlanamazsın bir daha, o duvar ve sonra tüm duvarlar gelir üstüne ve sen, sen sadece susarsın. Görmemiş gibi yaşarsın, çünkü bilirsin ki her kelime biraz daha acıtacak ve sen yine sadece bakmış olacaksın..."
Tek gerçek tanrısızın tanrı olmasını kendine yediremeyen birinin birbiriyle alakasız cümleleri.
20 Ağustos 2016 Cumartesi
13 Ağustos 2016 Cumartesi
Durun! Söyleyeceklerim var!
Yüzmekten korkan bir çocuğun oyuncak gemisini denize düşürmesi gibiydim. O çocuk değil, o oyuncak gemi değil, o durumun ta kendisiydim ben. Denize atlayıp, o oyuncak gemiyi kurtaramamaktım. Öylece izlemektim batışını. üzülmektim. Korkmaktım derinlerden ve utancından kimseye söyleyememektim. Olduğum kişiden kurtulamadım.
15 Temmuz 2016 Cuma
Üşümek aslında duygusal bir şey
Yoruluyorum, bazen öylece durmaktan bile yoruluyorum. "Dik kalmak ne zor bir şeymiş meğer." diyorum, sonra üzgün olduğunu söyleyen insana "üzülme" diyenler geliyor aklıma, acı acı gülümsüyorum. İteliyor muyuz bazı şeyleri diye düşünüyorum, sorumluluktan kaçıyor muyuz daima? Mesela biri kendini değersiz hissedince "Olur mu öyle şey, seni herkes seviyor." falan diyoruz. Başkalarına duygu atamayı geçtim, gerçekçi bir teselli mi bu? "Ben seviyorum seni" demek çok mu zor, "ve ben sana gerçekten değer veriyorum.". Bazen zor hoş, buna bile üzücü cevap alabiliyorsunuz çünkü, insan da kendini korumaya odaklı bir canlı da olduğu için, neyse...
25 Haziran 2016 Cumartesi
Nereden geldi acaba?
Rüyalarınızın nereden geldiğini düşünür müsünüz? Gününüzün (ya da düşüncelerinizin) çeşitli kısımlarının birleşimlerinden çıkan bir ürünün bizi şaşırtması oldukça garip ama bir o kadar da güzel bir şey...
14 Haziran 2016 Salı
Konuşabilseydim yazmazdım
Heybemde binlerce kelime olmasına rağmen, içlerinde seni anlatan hiçbir cümleye rastlayamıyordum. Sonra kızıyor, "Beceriksiz bir adamın tekisin işte!" diye bağırıyordum kendime. Aslında gözlerin anlatıyordu seni. Ben ise karşımdaki seni güneşe, aya, yıldıza benzeterek kağıda dökmeye çalışıyordum. Çok ahmakçaydı, şimdi kabul ediyorum. Belki sana şiir yazamadım ama şimdi hangi şiiri okusam sen oluyorsun karşımda.
Konuşamadıklarımı, anlatamadıklarımı yazarak denemek istiyorum şimdi. Konuşmakta beceriksiz olduğumu kabul ediyorum. En havalı, en benim diyen kelimeleri bile dize getirebilirim (yeterince zaman varsa diyelim). Ama konuşamam, anlatamam. Konuşabilseydim yazmazdım da zaten, herhalde.
7 Mayıs 2016 Cumartesi
Vedalarımın toplamı elveda ettiğinde
Ağlayışlardan geceleri uyuyamıyorum ben şimdi. Gaz odası, don sonrası, ateşlerde yanması öldürmüyor. Güçlenerek diriliyor her sefer. Savaşamıyorum artık. Kahramanının imzalı resmi elinde, çalıyor kapımı. İsimsiz şehirlere saklanışlarıma bahane oluyor. Arsız, hayalperest çocuğumdan kaçıyorum.
Ellerini cebine sok, durakları terk et ve beni boş ver. Otobüsler güzergah şaşmaz, son anda aklımın yırtıklığı beni yolculuktan alıkoymaz. Vedalarımın toplamı elveda ettiğinde… Pencereleri, kapıları sıkı kapa; iyi bak kendine.
19 Nisan 2016 Salı
Diyeceğim şu ki
Bizler hatalı canlılarız. Bizler, sınırlarını bilmeyen ve özgürlük ile cinayetin kıyısında dolanan oksijen israflarıyız bazen. Bunu unutmamamız lazım. Hem kendimiz çevremize zarar vermemek için hem de çevremize zarar gelmesin diye. Çünkü, çevreden ne zaman ne geleceği belli olmuyor bazen gerçekten...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

