9 Eylül 2017 Cumartesi

İç diyaloglara çevirdim düşüncelerimi

Hayallerim öldü sen gidince ve ben de öldüm bir bakıma. Beni yaşıyor sandılar, çaresizliğimi umursamazlık, iç denizlerimdeki dalgalanmaları kendi sahillerinde çırpınan dalgalardan sandılar. İçimi göremediler ama asla, bu yüzden yanıldılar. Orada bile değildim hayallerim öldüğünde, uzun süre fark edemedim de bu yüzden. Takıldım, kurdum sandım; kahrolası beynim tarafından kandırıldım... Duygularımı yitirdim o gece ben bir daha da bulamadım yerine koymak için. Hislerim hep saklandı bilincimden, çok mu acı çektim de duyarsız oldum yoksa korktum mu dahasından bilmiyorum.

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Diyemediklerimin artık anlatımı

Çimenlerin yeşilinde ne renkler yaşatıyorum bilemezsin. Her çiçeğin renginden, ayrı bir özlemin tacını saklıyorum. Maviyi, yeşili, moru, her rengi... Katran karası gecelerin amansızlığı bile saklıyorum. Hayatı bir bütün olarak kabul etmek lazım sonuçta değil mi?

Sormaya korktuğum o kadar şey var ki ama hiçbirini soramıyorum. Seslenişlerimin hepsi ansızın bitiyor, hiçbirinde haykıramıyorum. Diyemediklerimin artık anlatımında biliyorum ki uzaklarda her şey ve gidişlerinin gelişi muhakkak iz bırakacak.

22 Temmuz 2017 Cumartesi


Her şey güzel olacak sanırdım,
Hatta bunun için günlük tutmaya kalktım.
Ceplerimde ellerimi aradım,
Ah benim canım yalnızlığım.
   

8 Temmuz 2017 Cumartesi

"Neden?" günü


Daha gün başlamadı bazılarımız için, bazılarımızın ümitleri tükendi bile, bazılarımız için yenilikler heyecanlar dolu bir gün. Boş bir güne uyandım aslında, yapacak bir şeyim yok ne yazık ki, ufak telaşlar dışında. Yani tam da bir "Neden günü". "Neden günü" derken bu soruyu sormanın gününü kast ediyorum. Varlığını sorgulamaya kadar giden süreç evet!

14 Haziran 2017 Çarşamba

Özlemişim


Nasıl bir şeydi öyle, uzun zamandır bu kadar ağladığımı anımsamıyorum. Hıçkıra hıçkıra, dolu dolu akan gözyaşlarım. Konuşmadım, konuşamadım hiç, sadece ağladım. Nasıl bu kadar gerçekçi oluyor bu rüyalar? Hepsi rüyaydı ama uyandığımda yastığıma bakmadan edemedim sahiden ağladım mı diye...

20 Mayıs 2017 Cumartesi

Telefon çaldı, düşünce askıda kaldı


Gelmiş ilkbahar, çiçekler açmış, etraf yeşil, parklara taşan insanlar... Pek seviyorum baharları. Ben de sokağa attım kendimi. Planlamadım açıkçası nereye gittiğimi, saçımı başımı. Tüm gün evde oturmanın acısını çıkartmak içindi bu kaçış. Bir de yanıma aldığım müzikçalarım, tamamdır...   

12 Mayıs 2017 Cuma

Ağır geliyor benliğim

Her şeye sıkıldım demekten, her şeyden sıkılmaktan sıkıldım. Boğazım düğümleniyor bu aralar sık sık. Belli etmeyeyim diyorum, sıkıyorum kendimi sıkılmışlığımla, yalnızlığımla. Neyi dert ettiğimi bilmiyorum, neyi istediğimi. Alıp başımı gitsem uzaklara... Olacak şeyler söylemeliyim, dilemeliyim değil mi? Yazmayayım artık. bırakayım tüm bunları diyorum. Sıfırdan alayım her şeyi. (sol omzumdan bir ağrı saplanır) ucundan tutayım istiyorum, elimi uzatamıyorum. Koptum, ha düştüm ha düşeceğim...

Hani kötü hissedersin, dökülmez ya ağzından bir kaç cümle, geçici bir şeyse eğer ortalığı karıştırmaya gerek yok dersin ama içine dert olur. Demediğin için hayıflanırsın. Üstünden geçmiştir de, ama içinde öylece kalakalmıştır. İçindeki o pırpır eden şey artık yoktur eskisini istersin, gülümsemeyi istersin çocukluğundaki gibi. Gülmüyor değilsindir aslında ama tadı yoktur öncekiler gibi. Her şey bir hiçten mi oluşmaktadır aslında? Ben niçin dersleri takip ediyorum, niçin çalışmak zorundayım, kimin için uğraşıyorum, amacım ne? Sonu zaten belliyse... Anlayamaz kimse beni, anlaşılayım diye bir amacım da yok. Ağır geliyor benliğim, her şeyin yolunda olması gerekirken boşluk ve içindeki niye?