17 Aralık 2016 Cumartesi

Sadece "hayalini" yaşamak için


Koşmak bazen insanı benliğinden de uzaklaştırır. Bedenini rüzgara inat sürükler uzaklara. Farkında olmadan kendinden geçer, gider. Bütün kemiklerine, iliklerine, eklem yerlerine kadar ağrılar kaplasa da bütün vücudunu ancak yine de koşar. Bunu yapmak zorunda da değil mi zaten? Biz ne istersen onu.

26 Kasım 2016 Cumartesi

Yarınlarımdan sana sesleniyorum


Burada sadece geçmişimi bırakıp yarınlarımdan sana sesleniyorum yine. Elimde bir gülüşün, yüreğimde sesin. Seni arıyorum karanlığın içinde. Seni, umut tarlalarına güneşin ekildiği zamanlarda sevdim. Seni hep yıldızların karanlığa serpildiği gecelerde bekledim ve hayal ettim. Biliyorum bir an üşüsem gecenin en karanlığında, sıcak yüreğini örterim üzerime. Işıksız kalsam merdiven boşluklarında, gözlerindeki umuda sarılırım. Yaktığın sigaranın ateşine dalar, küllendiririm hasretin münzevi çığlıklarını. Sanma ki uzaklardayım; kurumaya yüz tutmuş çiçeklerimle gülüşlerine düşerim her gece. Sen gülümsediğinde; dilim susar, yüreğini dinlerim rüzgarların koynunda.   

15 Ekim 2016 Cumartesi

Gerek yok'tu

Yorganın içinde, hareket etmeden durdu. Bakışları sabit, yüzü donuktu dinlerken onu. Anlamsızdı. Aslında nasıl da saçmalıyor şu an diye düşünüyordu, hayat dediği yer öyle hırs savaşlarının olduğu, sonunda inananların başaracağı cesaret yeri değildi çünkü. Hayata atılmak demek, sokakta yürürken bir taşa takılıp düşmek demekti, tam bir kafede oturmuş uzun suredir hayalini kurduğun kahveni içerken kapıdan girip yanına gelen dilencinin, bütün moralini altüst etmesi demekti. Adalet, hak, mutluluk, cesaret, hırs ve gülümsemenin hiçbir zaman aynı cümlede kullanılamaması demekti.

17 Eylül 2016 Cumartesi

Çektiğim acılar |Samuel Beckett

"Çektiğim acılar varlığımın inşasının irili ufaklı parçalarıdır. Sadece düşünmek var etmez insanı; duygularını, ruhunu ve hatta zekasının geliştiren asıl öğreticiler acılardır. O halde varım çünkü acı çekiyorum.Doğduğum günden beri anlatmak istediklerim var ve elbette asla anlatmayacaklarım ve anlatıyor gibi yapıp asla anlatmadıklarım. Önce akciğerlere değen oksijenin yakıcılığıyla başladı ilk acılar, sonra dünyanın anlamsızlığını düşünüp duran beynimin kıvrımlarındaki patlamaların elektrik çarpmalarıyla.Doğduğumu anımsıyorum, ölümü ise düpedüz hatırlıyorum. Bir insan doğduğunda gözyaşları dökülür sevinçten. Bir insan öldüğünde gözyaşları dökülür, üzüntüden. Yani hayat boyunca değişmeyen tek şey gözyaşlarıdır ve yeryüzünde gözyaşları sonsuzdur. Biri ağlamaya başladığında, bir başka yerde de, bir başkasının gözyaşları diner. Biri doğarken başka birinin de öldüğü gibi. Geriye kalan sadece gözyaşları ve hiçtir. Ve arada ağzımızda bir ömür dolandırıp durduğumuz onca laf, kağıtlara döktüğümüz onca kelime sadece bir tür duygu kalabalığıdır. Tutsaklığımızdan kurtulmaya çalışmanın beyhude uğraşlarıdır bunlar.Asla gerçekten bir şey anlatılamaz, ancak bir şeyin hayali anlatılabilir, kendisi değil. O yüzden anlatmaya değil, anlatmamaya bakarım. Anlatma derdinden çok anlatmamanın zevkine kurulurum. Ama yine de hiç susmam, eğer bir gün susarsam, bu artık söylenecek hiçbir şey kalmadığı içindir, her şey söylenmiş, hiçbir şey söylenmemiş olsa bile"

3 Eylül 2016 Cumartesi

Kesiliyor nefesim bir kez daha...

Yüreğimin çorak topraklarına yağan yağmurlarım, saçlarımın arasına saklanan umutlarım, hiç var olmayan yarın gibi şiirlerim var ruhumun en dibine gizlediğim mektuplarımda. At beni gözlerindeki uçurumlardan aşağı, yüreğindeki kuyulara hapset beni. Sen düşlerime sensizliği düşürürken, ben heybemdeki umut çiçeklerini ekiyorum senin düş tarlalarına. Bir şişenin içine gizlediğim çığlığım ulaşacak sana mavi düş dalgalarıyla, şişenin mantarını çıkardığında kimsesizliğin ortasına çığ gibi düşecek çığlığım. Kağıttan gemimin güvertesinde, seren direğinde, yüreğim ufuklarda seni arıyor yüreğine çarpmamak için. Kayalıklara dümen kırmak istiyorum, batan gemimden sahiline vurmak, ıssız adaların ve yüreğine yarım sinyalleri yollamak istiyorum güneşin denizi kızıla boyadığı zamanlarda. Düşlerine ektiğim umut tohumlarının bir bir açmasını bekliyorum yanan denizlerime akarken nehirlerim. Sızan gözyaşlarım artık kontrolümde değil ve aslında pek umurumda da değil. 

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Sen yine sadece bakmış olacaksın...

"Bazen tek bir kare, tek bir fotoğraf yıkar seni gördüğün. Toparlanamazsın bir daha, o duvar ve sonra tüm duvarlar gelir üstüne ve sen, sen sadece susarsın. Görmemiş gibi yaşarsın, çünkü bilirsin ki her kelime biraz daha acıtacak ve sen yine sadece bakmış olacaksın..." 

13 Ağustos 2016 Cumartesi

Durun! Söyleyeceklerim var!


Yüzmekten korkan bir çocuğun oyuncak gemisini denize düşürmesi gibiydim. O çocuk değil, o oyuncak gemi değil, o durumun ta kendisiydim ben. Denize atlayıp, o oyuncak gemiyi kurtaramamaktım. Öylece izlemektim batışını. üzülmektim. Korkmaktım derinlerden ve utancından kimseye söyleyememektim. Olduğum kişiden kurtulamadım.