15 Temmuz 2021 Perşembe

Sona Şartlanma


Karşı koyamadığımız bir şey anlam arayışı. Sınıflandırmaya, gruplandırmaya karşı da dursak, zihnimiz bir yerde hep bunu yapma eğiliminde. Öğrenmenin de bir aşaması zaten bu ve iki alt sosyal-psikolojik sürece sahip; izlenim oluşturma ve atıfta bulunma. İzlenim oluşturma kişilerin en belirgin özelliklere dayanıyor ve davranışları gruplama çabası ile devam ediyor. Erişilebilen sosyal ipuçlarından ve tecrübelerden (benzerliklerden) yola çıkarak insan davranışlarının altında yatan nedenleri çıkarma sürecine de atıfta bulunma deniyor.  

8 Temmuz 2021 Perşembe

Travmalar

Hayatınızdaki her şeyi kontrol etmeye çalışıyor, dönem dönem her şeyden uzaklaşıyor, bazen de aşırı tepkiler verdiğinizi fark ediyor olabilirsiniz. Bu dönemleri anlamlandıramıyor ama geçeceği için pek önemsemiyor da olabilirsiniz, ama bunlar bastırılan bir iç savaşın sonuçları aslında. Temel duyguların baskılanması ciddi anlamda enerji tüketen bir şey ve amaçlarımızla aramızdaki en büyük engel. Daimi yorgunluğumuzun ve  motivasyon eksikliğimizin temel nedeni. Tükenen bir beden nasıl mı tepki verir? Baş ağrıları, kas ağrıları, genel bir yapamayış hali ve irrasyonel davranışlar. Evet, insanlara olan sinirimizin de bozulan ilişkilerimizin de nedeni bastırılanlar. Hep aynı savaşlar, farklı farklı yüzler... İletişim problemleri geçmişten (ya da daha doğrusu geçmemişten) gelir. Korktuğun, kızdığın ya da üzüldüğün o an düşün, daha önce ne zaman böyle hissetmiştin? Yaralarımızı bilmesek de taşımaya devam ediyoruz. Hatta bu yaralar sadece yaşanmışlardan değil yaşanmamışlardan da geliyor. Dostoyevski'nin de dediği gibi:

Aslında insanı en çok acıtan şey, hayal kırıklıkları değil; yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır.

24 Haziran 2021 Perşembe

Uğultu üretmek

Umutsuz yaşanmaz diyoruz, her gün yeni hayaller kuruyoruz. Peki başaramadığımız her şey için kendimizi hafif hafif öldürüyorsak bile hayal kurmalı mıyız? Yaşadıklarımıza etkimiz sandığımız kadar var mı mesela? Yeterince açık ifade edebiliyor muyuz kendimizi? Yoksa kendimizi tıktığımız hapishanemizden anlamsız sesler mi çıkarıyoruz dışarıya? 

14 Haziran 2021 Pazartesi

Sen yokken

Sen yokken kaç kez daha dönecek dünya? Dönüyor mu hala sahi? Hala kızgın mısın bana? Daimi bir savaş var burada, ya da bana öyle geliyor. Öyle bir yalnızlık hali dalga dalga geliyor ki içimden bir şeyler eksilip duruyor. Ne zamana kadar daha kalabilirim ki? Kaç sene daha düşman topraklarında bir başıma kalmam gerekiyor?

11 Mayıs 2021 Salı

Denizi seviyorum, sonunu görememeyi daha çok seviyorum

Denizi seviyorum, sonunu görememeyi daha çok seviyorum. Neden diye düşündüm, kokusu mu, sesi mi beni çeken yoksa enginliği ve esnekliği mi? Bunlar da güzel şeyler elbet ama benim sevgim kendimi damlalar ile özdeşleştirmekten. Kendine büyük anlamlar yüklemeyi sevenlerden olmadım asla, belki de olamadım. Önemli hissedemedim ki kendimi. İşte o damlalar da bir o kadar önemsiz. Ve bunun farkına varmak üzücü bile değil, rahatlatıcı sadece. Bir an için olsun önemli hissettikçe denize koşmak lazım. Yeri kolayca doldurulabilen o damlalardan biri olduğumuzu hatırlamak lazım. Mutluluk hali süremiyor sonuçta, özellikle kişi etrafını da karartıyorsa günden güne. Ama bir bütünün parçası olmak yine de güzel, bir şeyin parçası olmak. 

30 Nisan 2021 Cuma

Misafir

Hakkında ya da üstüne tonlarca yazma isteği ile doldum bu parçanın. Çıktığı andan şu ana aralıksız bunu dinledim, daha da dinlerim. Üstüne düşündüm, yattım, ağladım; göremez oldum bir süre hatta, sonra tekrar. Her yere sözlerinden bir parça bırakmak istedim ama sonra seçemedim bir türlü. Can Temiz'in parça hakkında alttaki sözlerini gördükten sonra parça hakkında bir şeyler söyleme isteğimi kaybettim. İfadeyi içeren linki de alta bırakıyorum. 

Misafir, içimizde her an bizi içine çekmek için bekleyen karanlık ile ilgili. Hayatımız ne kadar iyi giderse gitsin, her an pusuda bir anlık zayıflığımızı kollayıp, dev, yıkıcı ve acı verici bir iblis gibi açığa çıkan ruhumuzun en sakat tarafları ile ilgili. Bu karanlığın içimizde kapladığı yere ve üzerimizde sahip olduğu gücün karşısında kendimizi kendi ruhumuzda rahatsız bir misafir gibi hissetmekle ilgili.

İfadeyi içeren link: https://www.dergy.com/can-bonomo-ve-can-temizden-misafir/

Spotify için direkt şuraya tıklayabilirsiniz: Misafir 

11 Nisan 2021 Pazar

Sevgi dolu yaşlar herkese!

Yaşamı gerçek kılan tek şey mücadeledir. Savrulurken sağa sola, sadece izlerken hayatı "yaşadım" diyebilir miyiz? Evet her mücadelenin sonu iyi bitmez, hatta hiçbir şeyin sonu iyi bitmez; hayatımızda girdiğimiz çıkmazlar, aldığımız yaralar, oynanan oyunlar, bazen de sadece sevgi istediğimiz anlar. Her şey mücadele sonucu gelişir, bu yüzden durağanlık öldürür bizi. Yaptığımız seçimler hayatımızın gidişatını belirleyen en büyük etkenlerdir; yaşadığımız yer, çevredeki insanlar sadece bahanedir aslında. O halde neden duruyoruz?