7 Temmuz 2024 Pazar

Semantik Doygunluk

Sözcükler üzerinde belli bir kilometreyi aştıktan sonra semantik doygunluk diye bir illet geliyor. Tam bir şey anlatacaksın mesela, sürtünme kuvveti misali aşman gereken bir anlam sorunu kelimelerini durduruyor. Aşırabildiklerinle konuş konuşabilirsen. Konuşsan ne olacak diye de bir "detay" var elbet. Bazen çözüm yok çünkü, bazen "doğru" diye bir şey yok. Bazen seçilebilecek bir yol bile yok. Kandığın kadar kanıyorsun, o kadar. Acıyı zamana değil acıya kırdırabilirsin artık/ancak.

1 Temmuz 2024 Pazartesi

İç dökümü

 + Günaydın, aslında saate göre bunu demek doğru değil ama... Neyse, kendine gelmene sevindim.

E yok artık, düşüncelerimi farklı seslerde duymaya mı başladım şimdi de? Demek kendimden gitmişim, ne kadar gitmişim peki anlatsanıza biraz? Niye dönmüşüm ki hem? Kalsaymışım oralarda...

+ Sesimi duyuyorsunuz değil mi?

Duymuyorum desem gidecek misin? Sen kimsin ki? Neresi burası ya da? Aslında son sorunun cevabı bariz gibi. Kendimi kandırmamın alemi yok. Sahi kimim ben şimdi?

- Duyuyorum, evet. 

+ Güzel, şimdilik her şey yolunda gözüküyor. 

Her şey yolunda aynen. 

+ Ben yarım saat sonra tekrar geleceğim, bir isteğiniz var mı?

Yalnızlık.

- Yok, teşekkür ederim.

İnsan kendini tekrar eden bir canlı...
(Yine başladı salak salak "insan" diye kendinden bahsetmeye.) 

30 Haziran 2024 Pazar

Şiir kadar

Bir şey var, adını koyamadığım.
Kırılmaktan öte, parçalanmak gibi.
Toplamaya çalıştıkça dağılıyor...
Dağılıyorum.
Bir şey var, halledemiyorum.
- Turgut Uyar

28 Haziran 2024 Cuma

Düşü(nemi)yorum

Zaman duruyor. Akmıyor artık.
Ruhumun orta yerinde bir patlama oldu, içime çöküyorum.
Düşünmeye çalışıyorum...
Ben... Ben artık düşünemiyorum.
Artık sadece (d)üşüyorum.

20 Haziran 2024 Perşembe

Ey hayat, canımı acıtma artık

Hiçbir gücünüzün olmadığını fark etmek ne acı. Evimde, odamda, ne zaman başımı kaldırsam bir çivi gibi alnımın ortasında, ne zaman bir yana dönsem kader gibi ömrümün rotasında bu his. Bugün bir hayalim daha bağlandı darağacına, yüreğim sızlaya sızlaya sızlaya izledim sehpanın itilişini. Asılan her hayal, ölüme giden yüzlerce umuttu aslında. Kayboldu rüyaların renkli daveti. Sessiz duvarlarda bir teselli ararken çığlıklar kurşuna dizildi dudaklarımda. Kayboldu bakışlarım titrek mum ışığında. Bilemedim ne yanı düşer aydınlığa, ne yanı karanlığa? Ne zaman ve nerede varırım ki ışığa? Varmak ister miyim? Bir yol gerçekten kaldı mı? "Ey hayat, canımı acıtma artık!" dedikçe canım daha çok yandı. Canım, daha çok yandı. Bir yanım sana koşmak istiyor delice, bir yanım ardından bakıyor çaresizce. Yanıyor her bir yanım, gözyaşımın gücü yetmiyor alevleri söndürmeye, nasıl biter ki bu işkence? Zaman kayıp gidiyor ellerimden, tutamıyorum.