Çok yorucu, yaşamak çok yorucu. Hayallerimizle gerçeklik arasındaki boşluktan daima düşüyorum sanki. Biliyorum hiçbirimiz dün hayal ettiğimiz ya da öngördüğümüz yerlerde değiliz, o hayatları yaşamıyoruz. En basitinden örnek vermek gerekirse, ihtimalini bile düşünemeyeceğimiz şeyler yaşanıyor ülkede. Bu doğrudan ve dolaylı olarak hayatlarımızı etkiliyor. Çevremizi etkiliyor, toplum da bizi sonra... Çözüm olarak içe gitmeyi tercih ediyoruz, "sorunların çözümü de ancak biziz" diyerek, yani bir yere kadar doğru da bu ama zamana ayak uydurmayı atlıyoruz öte taraftan. İçimizi normal algımıza denk getirmeye çalışıp tam "Oldu!" dediğimizde bir etrafa bakıyoruz her şey değişmiş. Yani bana biraz öyle geliyor. İnsanların düşünceleri değişmiş, doğru algıları değişmiş, amaçları ve istekleri değişmiş... Tamam kimse sabit değil ve olmamalıdır ama kendimize alan açmaya çalıştığımız toplum bu denli değişince de algılar dengeye erişemiyor işte. Dün, düne göre kendimize bir alan yaratmaya çalışıp bugün kendimize bakınca, ruhumuzun içler dışlar çarpımını yapamıyoruz adeta. Yetişemiyoruz, hep bir geç kalıyoruz gibi. Yaşamınızın uzatmalarında gibi hissettiniz mi sahi?
Tek gerçek tanrısızın tanrı olmasını kendine yediremeyen birinin birbiriyle alakasız cümleleri.
28 Aralık 2019 Cumartesi
14 Aralık 2019 Cumartesi
Gürültü engelleme?
Zıt dalgaların birbirini sönümlemesini bildiniz mi? Gürültü önleme meselesinden bilirsiniz, evet. Müzikle o kadar bastırmışım ki, tüm o bağırtılarla öyle gömmüşüm ki tüm iç seslerimi, iki dakika "sessizliğe" kavuşunca anca anladım hala durduklarını. Bir kuyunun dibine çekmişim kendimi, izole etmişim hayatımı duygulardan ve düşüncelerden de huzur bulduğumu sanmışım. Şimdi adını koyamadığım duygulara gözüm doluyor, kalbim ağırlaşıyor, zaman bile bir başka akıyor. Ben bu sessiz ve akmayan anda kalmak istemiyorum, madem içimde kalmaya devam edecekler, bana ses lazım. Belki de bu kez bastırmak için değil, çözmek için.
2 Kasım 2019 Cumartesi
Yan etkisiz dönüşüm
İyiye gitmenin iki yolu var, biri acıdan biri sevgiden besleniyor. Acı güçlü ve gaddar bir öğretmen. Empati katıyor size ama yanında bir tutam da yalnızlık. Özdenetim veriyor ama pişmanlığı da ekliyor yanına. Sabır veriyor çaresizlikle, anlayış veriyor yanında bitmez tükenmez bir anlaşılma isteğiyle. Yancılar gidiyor bazen, ama kovabildiğinden değil, zamandan. Sevgi ise şefkatli bir öğretmen, şiddeti/gücü biraz daha az ama yan etkisiz bir dönüşüm daha ideal, değil mi?
29 Ekim 2019 Salı
Zihniniz kırılmış, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
Yaşam öykülerimiz anılarımız, hayallerimiz ve monologlarımızdan oluşuyor. Kimimiz sadece anılarlardan ciltler çıkarabilecekken kimimizin öyküsü yarım. Yaşadıkları yarım, yaşayacakları yarım, hayalleri yarım... Sahi hayaller bizi yaşama tutundurmuyor muydu; nasıl daha hayalleri ölmeden gidebilir bir insan?
Hayaller kıymetlidir, yaşadıklarından bile önemli kimi zaman. Mesela bir insan sizin bugün yanınızda olabilir, ama bu yarın da olacağı anlamına gelmez; bu yüzden anlık güzellikler kıymetli olmasına kıymetlidir, lakin eksiktir. Oysa hayaller öyle mi, hayaller yarın demektir; hayaller uğruna yaşanılacaklar demektir. Bu yüzden bir hayale gerçekten ortak olabiliyorsanız şanslısınız demektir. Hayaller daima devasa da değildir zaten, ama yalnızken yalnız her şey gibi eksiktir.
28 Eylül 2019 Cumartesi
Aksi aslını değerli kılar
Aksi aslını değerli kılar; var olanın kıymeti yok olabileceği ihtimalinin keşfiyle artar. Basitinden başlayalım, nefes almak. Sınırlandırılmadıkça ne kadar kıymetli olduğunu anlayamamamız ayrı garip, bunu farkında olmadan yapabiliyor olmamız ayrı. Bu denli "doğal" bir şey acı verse mesela, nasıl yaşardınız düşündünüz mü? Tecrübe ettiniz mi ya da her nefes alışınızda bir acı/ağrı? Bazı şeyleri "doğru" anlamak için önce unutmamız gerekiyor. O nefesin kıymetini bilmek için sıkışıp kalmak, ya da her nefeste göğüs kafesinin aleyhinize çalışması gerekiyor. Ancak o zaman "normale" dönünce nefes aldığın için bile mutlu olabilmeyi öğrenebilirsiniz. Yoksa anca "lafügüzaf..." der geçersiniz.
10 Ağustos 2019 Cumartesi
İyi geceler gökkuşağım!
Rüyalarınızın nereden geldiğini düşünür müsünüz? Gününüzün (ya da düşüncelerinizin) çeşitli kısımlarının birleşimlerinden çıkan bir ürünün bizi şaşırtması oldukça garip ama bir o kadar da güzel bir şey...
13 Temmuz 2019 Cumartesi
Sanki sana dokunsam
Sanki sana dokunsam kazandığım tüm fırsatları kaybedeceğim ve o büyü bozulacak... Bir gözün bu kadar güzel olabileceğini, bir tenin bu kadar güzel kokabileceğini o gün anladım. Sevmek bu kadar güzel olabilir mi gerçekten? Sevip de ağlamak, sevmeyen bir yüreğin gülmelerinden daha doyumsuzmuş meğer; nereden bilebilirdim böyle olacağını? Hiç bitmeyecek bir film gibi her şey. Seninle yaşadıkça bundan önceki hayatımı nasıl yaşadım acaba diyorum kendi kendime.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
