24 Haziran 2021 Perşembe

Uğultu üretmek

Umutsuz yaşanmaz diyoruz, her gün yeni hayaller kuruyoruz. Peki başaramadığımız her şey için kendimizi hafif hafif öldürüyorsak bile hayal kurmalı mıyız? Yaşadıklarımıza etkimiz sandığımız kadar var mı mesela? Yeterince açık ifade edebiliyor muyuz kendimizi? Yoksa kendimizi tıktığımız hapishanemizden anlamsız sesler mi çıkarıyoruz dışarıya? 

14 Haziran 2021 Pazartesi

Sen yokken

Sen yokken kaç kez daha dönecek dünya? Dönüyor mu hala sahi? Hala kızgın mısın bana? Daimi bir savaş var burada, ya da bana öyle geliyor. Öyle bir yalnızlık hali dalga dalga geliyor ki içimden bir şeyler eksilip duruyor. Ne zamana kadar daha kalabilirim ki? Kaç sene daha düşman topraklarında bir başıma kalmam gerekiyor?

11 Mayıs 2021 Salı

Denizi seviyorum, sonunu görememeyi daha çok seviyorum

Denizi seviyorum, sonunu görememeyi daha çok seviyorum. Neden diye düşündüm, kokusu mu, sesi mi beni çeken yoksa enginliği ve esnekliği mi? Bunlar da güzel şeyler elbet ama benim sevgim kendimi damlalar ile özdeşleştirmekten. Kendine büyük anlamlar yüklemeyi sevenlerden olmadım asla, belki de olamadım. Önemli hissedemedim ki kendimi. İşte o damlalar da bir o kadar önemsiz. Ve bunun farkına varmak üzücü bile değil, rahatlatıcı sadece. Bir an için olsun önemli hissettikçe denize koşmak lazım. Yeri kolayca doldurulabilen o damlalardan biri olduğumuzu hatırlamak lazım. Mutluluk hali süremiyor sonuçta, özellikle kişi etrafını da karartıyorsa günden güne. Ama bir bütünün parçası olmak yine de güzel, bir şeyin parçası olmak. 

30 Nisan 2021 Cuma

Misafir

Hakkında ya da üstüne tonlarca yazma isteği ile doldum bu parçanın. Çıktığı andan şu ana aralıksız bunu dinledim, daha da dinlerim. Üstüne düşündüm, yattım, ağladım; göremez oldum bir süre hatta, sonra tekrar. Her yere sözlerinden bir parça bırakmak istedim ama sonra seçemedim bir türlü. Can Temiz'in parça hakkında alttaki sözlerini gördükten sonra parça hakkında bir şeyler söyleme isteğimi kaybettim. İfadeyi içeren linki de alta bırakıyorum. 

Misafir, içimizde her an bizi içine çekmek için bekleyen karanlık ile ilgili. Hayatımız ne kadar iyi giderse gitsin, her an pusuda bir anlık zayıflığımızı kollayıp, dev, yıkıcı ve acı verici bir iblis gibi açığa çıkan ruhumuzun en sakat tarafları ile ilgili. Bu karanlığın içimizde kapladığı yere ve üzerimizde sahip olduğu gücün karşısında kendimizi kendi ruhumuzda rahatsız bir misafir gibi hissetmekle ilgili.

İfadeyi içeren link: https://www.dergy.com/can-bonomo-ve-can-temizden-misafir/

Spotify için direkt şuraya tıklayabilirsiniz: Misafir 

11 Nisan 2021 Pazar

Sevgi dolu yaşlar herkese!

Yaşamı gerçek kılan tek şey mücadeledir. Savrulurken sağa sola, sadece izlerken hayatı "yaşadım" diyebilir miyiz? Evet her mücadelenin sonu iyi bitmez, hatta hiçbir şeyin sonu iyi bitmez; hayatımızda girdiğimiz çıkmazlar, aldığımız yaralar, oynanan oyunlar, bazen de sadece sevgi istediğimiz anlar. Her şey mücadele sonucu gelişir, bu yüzden durağanlık öldürür bizi. Yaptığımız seçimler hayatımızın gidişatını belirleyen en büyük etkenlerdir; yaşadığımız yer, çevredeki insanlar sadece bahanedir aslında. O halde neden duruyoruz?

26 Mart 2021 Cuma

Kendime terapi

Hiçbir şeyin geçmesine izin vermezken zamanı üçe bölebilir miyiz? Yok, şimdi her şeyin daima mevcut olduğu ve zamanın lineer olmadığını tartışmaya başlarsak; zamanı uzay-zaman boyutu olarak göreceksek ve zamanda da mekandaki gibi yayıldığımızı düşüneceksek ayrı bir döngüye gireceğiz, onu bir kenara bırakalım olur mu? Ehem, ne diyordum. Toplayıcı bir zihne sahipken, bir şeylerin geçmesine izin vermezken zamanı üçe bölemeyiz. Bugünümüzü ve dolayısıyla geleceğimizi etkileyen her şeye geçmişimize göre karar veriyorsak, aslında seçimlerimizi ve ihtimallerimizi çoktan belirlediğimiz “sözde geleceğe” tanık oluyor oluruz.
 
Zaten geçen sene de…
Geldim zaten kaç yaşına…
Aynısı olacak zaten…
Ya zaten ne bekliyordun, sen ki…
ve daha niceleri.

11 Mart 2021 Perşembe

Çok düşündüm, sonra düştüm

Çok düşündüm, sonra düştüm, belki de sadece bir düştüm. Kendi halimde kalamadım, dağıldım. Kabuğumdan kurtulmaya çalıştım, özgürlük güzel şey sonuçta, yüklerden kurtulmak güzel şey; meğer tek önemli yanım o kabukmuş geç anladım. O kadar karanlık ve korkutucu muyum yakından gerçekten? Gözlerim kadar kara mı içim de? Ben de ben olmaya korkmalı mıyım mesela, yoksa zehrim sadece dışarıya mı? Katman katman yalnızlık tabirine yeni bir anlam kattım, neyin tercih neyin kader olduğunu çözemedim ve geldim. Evet, yine ben geldim. Bazı döngüler var, kırılamıyor; bazı sanrılar var geçmiyor, geçemiyor. Yarınlar dedikçe bugünü, bugün dedikçe yarınları kaybederken buluyorum kendimi. Belki de yarını düşünmek ötelemekten ibaret bazı şeyleri. Yarının bugünden daha iyi olacağını kim söylemişti sahi? Hayallerini düşündün mü yakınlarda? Ne dilerdin bugün bir mum üfleyecek olsan? 

Susması gereken yeri bilemeyen biri olmak gerçekten çok zor. Ama daha zoru içini susturmayı bilememek. Kişi kendinin en büyük düşmanı oluyor o sessizlikte, zaten başka kim tüm hassas noktalarına aynı anda basabilir ki kişinin.