13 Ekim 2021 Çarşamba

Satır aralarında

İnsan hazır olmadığını duyamıyor, anlayamıyor, bunu anladım alttaki replik tekrar karşıma çıkınca.

"İnsan kelimelerin peşine düşerken elinden kaçırdığı bir hayat olduğunu ne zaman anlar? Ya anladığında, o hayat geri dönülemeyecek kadar uzaktaysa ne hisseder?" (The Words, 2012)

2 Ekim 2021 Cumartesi

Bazı bazı düşünceler

Bazı bazı doluyor içim, bir şeyler yapmam gerektiğini hissediyor ama ne yapmam gerektiğini kestiremiyorum. Ne istediğimi değil, ne yapmam gerektiğini. Mesela yazı bir rahatlama yolu benim için, konuşmak misali; her ne kadar artık tam yetmese de. Hep susardım ve yazardım, başka çarem yok gibi düşününce yeterdi de bu bana; ama bir kere konuşabildiğini de gördükten sonra yazmak asla yetmiyor. Yazmak artık olsa olsa taşmak üzere olanların çok azının basit bir tahliyesi, günü kurtarma operasyonu. 

28 Eylül 2021 Salı

Elimde gerçekler kaldı zaten sadece

Geçmişle barışmak bir adım olsa da ne yazık ki yeterli değil. Çünkü insanlar sizi anlattıklarınıza, daha doğrusu anladıklarına göre değerlendirir. Siz yolu anlatırsınız, onlar boşlukları kendileri doldurur. Siz düşüncelerinizi söylersiniz, onlar yargılarını kurar. Anlatmak istediklerinizi de her zaman anlatamazsınız hoş, kelimeler yetmez sonuçta. Yazılı iletişimin sıkıntısı da burada. Kitap okur gibi okuyabileceğimizi sanıyoruz insanları. O iş her zaman öyle işlemiyor işte. İletişim biriken bir şeydir, sizin zaten bilindiğini sanarak kısalttığınız cümleler çok farklı şekillerde anlaşılabilir. Sizin hikayeniz bilinen ve çoğunlukla olumsuz hikayelerle birleştirilir ve apayrı yerlere gider. Sonra yanlış temeller üzerine ne kadar ilerleyebilirsen... Oysa gözler kapatırdı o boşlukları. Ses tonu ile, jestler ile, mimikler ile gerçeğe yaklaşılabilirdi. (dedi insanların gözlerine bakabilmeye 3-3.5 senedir anca becerebilen Hakan, zaten 2 senesi de pandemi...) Karşılıklı oturup konuşabilmek bu yüzden çok önemli, keşke her konuşmamı bu şekilde yapabilsem (hayır video çekip çekip atmayacağım, kendime kadar tonla şey kaydettim hoş... Bu blogun çok ötesinde, ama yani şimdi kim beni öyle dinlesin/izlesin yani.)

14 Eylül 2021 Salı

Gerçeğin yazabildiği en güzel sahne sensin

Varlığı (yanında olmasından bağımsız) ve gülümsemesi içinize mutluluk ve umut dolduran insanlar var ya hani, ne güzel insanlar onlar. Bir fotoğraf bile görmek ne mutlu ediyor insanı. (Burayı twitter gibi kullansaydım...) Neyse ne diyordum, gerçekten mesafe tanımıyor bazı duygular bunu anlıyorum her defasında. O sırada nelere ne nedenlerle, nelere kızgın bir ruh halinde olursam olayım ya da bunalmış, tek bir görsel tüm günümü güzelleştirebiliyor. "Sen hep böyle gül" demek istiyorum, yanlış anlaşılmasın diye (ya da erken* anlaşılmasın diye) "yani istediğin gibi gül aslında her türlü çok yakışıyor, umut dağılıyor etrafa"; toparlayamamış gibi hissedip ve haddimi biraz biliyor gibi olmak için "mutluluk güzel şey sonuçta." falan diye de bir kapatamayış. Evet söyleyemediklerimde bile heyecanlanıp cümleyi toparlayamam ben bazen. 

Bu da benden gelsin, düz atamam sanırım ama. Bırak Kış Gelsin 

"gerçeğin yazabildiği en güzel sahne sensin"

31 Ağustos 2021 Salı

Kesikli nefesler

Aldığım nefesler kesiliyor, verdiklerim ise hiçliğe karışıyor. Susamıyorum, duramıyorum ama konuşamıyorum da. Defalarca yazıp defalarca siliyorum. Ellerim titriyor, en basit kelimelerde bile sesim titriyor, ruhum titriyor. Paylaşamıyorum, bir bakıma istemiyorum da. Mecburen yaşıyorum bazen, aksini beceremediğim için sadece. Karanlıktan boğuluyor ama ışığa da erişmeye çalışmak istemiyorum; o kadar uzak geliyor ki bazen... Bekledikçe bekliyorum, sabahlı olmayan geceler boyu düşünüyorum. Yere düşersiniz hani, kalkmanızdır normal olan; işte kalkmak istemiyorum ben. Sadece saatlerce ağlamak istiyorum. Bunun için de burası çok ideal bence; konuşmaktan daha kolay, daha zamansız, beklentisiz. Hafızası mükemmel bir arkadaş adeta. Hem bir şeyi unutmasını isteyebiliyoruz da, siliyoruz yazıyı ve hooop gitti... Keşke hayat da bu kadar kolay olsaydı.

5 Ağustos 2021 Perşembe

Ne diyordum...

Neyse, ne diyordum... Hayal gücüm fena değildir. Durağanlaştırdığım hayatıma da bir renk, bir hareket katıyor. Ama işte hayat da bazen hayal gücümü çok geride bırakıyor. Asla düşünemeyeceğim şeyler olabiliyor, zaman tam ortasından kırılabiliyor; zihninin en derinlerinde kalmış, ihtimal bile veremeden geçeceğin şeyler yaşanabiliyor. Hayat yepyeni bir anlam kazanıyor sonra ve yaşanan onca korkunç şeye gerçekten içten bir şekilde "Olsun, bugüne, bu ana gelmeme vesile oldular ya..." diyebiliyorsun. "En" algısı tamamen değişiyor. Öncelikler, istekler, hayaller... Hayat çok daha farklı, çok daha dolu, çok daha güzel yaşanıyor. Zamansız gülümsemeler, ufak heyecanlar, huzur... Sonra başka başka düşünceler, kendi kendine koyulan kurallar, doğru olma kaygısı falan... Her güzel şeyin sonu var mıdır gerçekten, yoksa yaşanmış kötü olaylar bizi sona şartladığından dolayı mı kaçırırız hayatımızdaki güzel şeyleri? Bilmiyorum. Hayat mı kaçıyor, ben mi kaçırıyorum bilmiyorum. "Kaçtı" demenin de kolaya kaçmak olduğunu biliyorum, insanın her zaman çalışması gerektiğini. Kendimle çok konuşuyorum, çok sorguluyorum her şeyi, bazen de çok korkuyorum. "Ben olsam" demek her zaman doğruya ulaştırmıyor ne yazık ki. Korkularım dünyamı mahvedebiliyor, hayatımdaki en parlak rengin önüne perde de çekebiliyor. 77 dakika 52 saniye bu arada, son bir senedeki en iyi hissettiğim sürenin uzunluğu. Hiç daha iyi hissetmedim, net. Çok düşündüm üzerine de, yok. Sonrası sonsuz karanlık demek istedim şimdi, ama bu bir kural mı dersen değil sanırım, olmasın lütfen, bilemiyorum. Doğruyu bilemiyorum. Bazen her şey benimle ilgili gibi mi davranıyorum diyorum, kabul ediyorum, bu sanrıyı/düşünceyi doğurabilecek davranışlar da sergiliyorum bazen (üzerine düşününce yani) ama aslında tam tersi. Bir şeylerin bozulmasına korkmaktan, daima bir anlam arayışından "garip" anlamlar çıkmasına yol açabiliyorum. Bu arada güzel sandığım bazı şeyler de "garip" bulunuyor mesela. Belki de herkese istisnasız aynı davrandığım düşünüldüğü için de "garip" duruyor olabilir bazı şeyler, kabul, öyle olsa garip olurdu. Ama öyle değil ya... 

29 Temmuz 2021 Perşembe

Kime neyi ispatlıyoruz?

Kararlarınızı neye göre alırsınız? Neye göre kimle, ne kadar paylaşacağınıza karar verirsiniz hayatınızı, düşüncelerinizi? "Herkes kendi işine baksın!" mı dersiniz yoksa hayatları karıştırıp bir bütün mü olasınız gelir sevdiklerinizle?