25 Kasım 2021 Perşembe

Hani bir an gelir

Hani bir an gelir, sen sen olmaktan çıkarsın, gözün başka bir şey görmez, nefes almak bile zor gelir adeta. Her şey üstüne gelir, kaçmak istersin, nefret edersin her şeyden, herkesten, ve özellikle kendinden. Nefretimin içinde bazen sevgiyi de yazsam yine de mutsuzdum. Korkuyordum sevmekten, o yüzden daha kolayıma kaçan bir yol bulmuştum, ben sevginin kendisini seviyordum. Hani derler ya "ben seni sevmeyi sevdim" diye aslında bu kendini kandırmaktan başka bir şey değil, sevgiyi sevmek diye bir şey yok, yeni yeni anlıyorum bu hatamı. Güzel bir rüya görüyorum da uyanacakmışım gibi geliyor zaman zaman; bazen ise "Ne malum, artık değil hem" derken buluyorum kendimi. Bu rüya değil, değil mi? Sevdiğim sen gerçeksin, sana olan duygularım gerçek, ne olur bunlarım gerçek olduğunu söyle bana. Söyle ki içimdeki umutlar hiç sönmesin. Bir yağmur damlasıyla buldum seni bir yağmur damlasıyla tertemiz geleceğim sana...

21 Kasım 2021 Pazar

Günlerden bir gün

Her şeyin başı müzik: Max Swan - Downstreams (en aşağıda gömülü hali de var)

Günlerden bir gün, içine çektiğin nefes bile değişiverir mesela... 

25 Ekim 2021 Pazartesi

Oldu mu nihayet?


Kalktım, garip bir hisle doğrulduğumda karşımda çok hafif bir ışık hüzmesi vardı, onun dışında etraf tamamen karanlıktı. Ölümü o kadar çok düşünmüşlüğüm var ki "Oldu mu nihayet?" dedim içimden, "Tamamlanamayan bir hikaye daha böylece bitti mi?". 

13 Ekim 2021 Çarşamba

Satır aralarında

İnsan hazır olmadığını duyamıyor, anlayamıyor, bunu anladım alttaki replik tekrar karşıma çıkınca.

"İnsan kelimelerin peşine düşerken elinden kaçırdığı bir hayat olduğunu ne zaman anlar? Ya anladığında, o hayat geri dönülemeyecek kadar uzaktaysa ne hisseder?" (The Words, 2012)

2 Ekim 2021 Cumartesi

Bazı bazı düşünceler

Bazı bazı doluyor içim, bir şeyler yapmam gerektiğini hissediyor ama ne yapmam gerektiğini kestiremiyorum. Ne istediğimi değil, ne yapmam gerektiğini. Mesela yazı bir rahatlama yolu benim için, konuşmak misali; her ne kadar artık tam yetmese de. Hep susardım ve yazardım, başka çarem yok gibi düşününce yeterdi de bu bana; ama bir kere konuşabildiğini de gördükten sonra yazmak asla yetmiyor. Yazmak artık olsa olsa taşmak üzere olanların çok azının basit bir tahliyesi, günü kurtarma operasyonu. 

28 Eylül 2021 Salı

Elimde gerçekler kaldı zaten sadece

Geçmişle barışmak bir adım olsa da ne yazık ki yeterli değil. Çünkü insanlar sizi anlattıklarınıza, daha doğrusu anladıklarına göre değerlendirir. Siz yolu anlatırsınız, onlar boşlukları kendileri doldurur. Siz düşüncelerinizi söylersiniz, onlar yargılarını kurar. Anlatmak istediklerinizi de her zaman anlatamazsınız hoş, kelimeler yetmez sonuçta. Yazılı iletişimin sıkıntısı da burada. Kitap okur gibi okuyabileceğimizi sanıyoruz insanları. O iş her zaman öyle işlemiyor işte. İletişim biriken bir şeydir, sizin zaten bilindiğini sanarak kısalttığınız cümleler çok farklı şekillerde anlaşılabilir. Sizin hikayeniz bilinen ve çoğunlukla olumsuz hikayelerle birleştirilir ve apayrı yerlere gider. Sonra yanlış temeller üzerine ne kadar ilerleyebilirsen... Oysa gözler kapatırdı o boşlukları. Ses tonu ile, jestler ile, mimikler ile gerçeğe yaklaşılabilirdi. (dedi insanların gözlerine bakabilmeye 3-3.5 senedir anca becerebilen Hakan, zaten 2 senesi de pandemi...) Karşılıklı oturup konuşabilmek bu yüzden çok önemli, keşke her konuşmamı bu şekilde yapabilsem (hayır video çekip çekip atmayacağım, kendime kadar tonla şey kaydettim hoş... Bu blogun çok ötesinde, ama yani şimdi kim beni öyle dinlesin/izlesin yani.)

14 Eylül 2021 Salı

Gerçeğin yazabildiği en güzel sahne sensin

Varlığı (yanında olmasından bağımsız) ve gülümsemesi içinize mutluluk ve umut dolduran insanlar var ya hani, ne güzel insanlar onlar. Bir fotoğraf bile görmek ne mutlu ediyor insanı. (Burayı twitter gibi kullansaydım...) Neyse ne diyordum, gerçekten mesafe tanımıyor bazı duygular bunu anlıyorum her defasında. O sırada nelere ne nedenlerle, nelere kızgın bir ruh halinde olursam olayım ya da bunalmış, tek bir görsel tüm günümü güzelleştirebiliyor. "Sen hep böyle gül" demek istiyorum, yanlış anlaşılmasın diye (ya da erken* anlaşılmasın diye) "yani istediğin gibi gül aslında her türlü çok yakışıyor, umut dağılıyor etrafa"; toparlayamamış gibi hissedip ve haddimi biraz biliyor gibi olmak için "mutluluk güzel şey sonuçta." falan diye de bir kapatamayış. Evet söyleyemediklerimde bile heyecanlanıp cümleyi toparlayamam ben bazen. 

Bu da benden gelsin, düz atamam sanırım ama. Bırak Kış Gelsin 

"gerçeğin yazabildiği en güzel sahne sensin"