21 Haziran 2022 Salı

İlet(iş)im Çağı

Hepimiz kendi hikayelerimizi yaşıyoruz. Kendimizi önemli hissetmek istiyoruz bazen, bazense kalabalıklar içerisine karışıp sorumluluklarımızdan kaçmak. Sıkça değişiyor, dönüşüyor, sonunda "bir anda" duruluyoruz. "Değiştim" demek kolayken "Değişeceğim" demek ne denli zor aslında. Değiştirmek istediklerimiz ve belirtebildiklerimiz "zaten istediğimiz" bazı rutinlerin hayatımıza adaptasyonundan ibaret, ama "Değiştim!" dedirtenler hiç de planladığımız şeyler değil. "Ama devir değişti!" dediğinizi duyar gibiyim (yoo değilim...), peki bundan sonra hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünmenizin nedeni ne?

7 Mayıs 2022 Cumartesi

Enerjimiz tükenene kadar

Gelecek pek de gelmeyen bir şey, biz de bugünde oyalanmaya çalışıyoruz. Artıları ve eksileriyle yaşarız hayatı derken bulunduğumuz zemine bakmayı unutuyoruz bazen. Hayaller yerde değil sonuçta, değil mi? Çeviride kaybolması mümkün bir cümle zihnimde dönüp duruyor şu sıra, bir tweet aslında. Someone said there's a difference between being happy and being distracted from sadness and I felt it. 

30 Nisan 2022 Cumartesi

Elbet bir gün

- Taşmaz mısın sen hiç?
- Anlamadım?
- Ya da anlamak istemedin.

17 Nisan 2022 Pazar

Biraz daldan dala

Gün gelir, düşüncelerine bile söz geçiremez, deliliğin kıyılarında çıplak ayak dolanıyor gibi bir hissedersin. Kendine yabancılaşan sen ve aynı zamanda her hareketin daha da belirginleşmesi... Nefes alıp verişini bilinçli yapmaya başladıktan sonra bu işi arka plana atamayacakmış gibi hisseder misin sen de hiç?

21 Mart 2022 Pazartesi

Tik tak

Zihnin ritmi bozulur mu? Zamanı kırılır, algısı bulanıklaşır mı? Sahi, sevdiğimiz müzikleri aslında sadece zihnimizde senkronu tuttuğu için mi seviyoruz?

10 Şubat 2022 Perşembe

Sustukça tüm kelimeler ağırlaşıyor

Sustukça tüm kelimeler ağırlaşıyor, konuşunca da sonradan aklıma söyleyecek "daha iyi" ve "anlamlı" ifadeler geliyor hoş. Zihnimde duyduklarım/okuduklarım da dönüp duruyor. "karşılık", "sıra", "ego", "fazla önemsemek", "sağlık". Önceliklerimi ben bile bilmiyorum artık. Kelimelerimi bile sıraya koyamıyorum, zemin kaygan, hava soğuk ve şartlar hiçbir şeye uygun değil. Bunca belirsizliğin ortasında boşluğun en ortasına nasıl adım atayım? Düşmekten mi korkuyorsun dersen, o da değil aslında. Düştüğümün görülmesinden daha çok korkuyorum. Bazen kimse beni umursamasın ve yok olup gideyim istiyorum. Tarihten silinip gitmek. Sonra bir ara sevilmek istiyorum, azıcık da olsa; içten bir sarılmanın değeri yüksek. Toprak sarar beni bu saatten sonra ancak. Umursanmadığımı düşündükçe umursamaz bir hal takınıyorum sonrasında. Duygulardan soyutlanmaya çalışıyorum. "BİLİM YAHU" diyerek kalan her şeyi boş görüyorum, heyecanlanmıyorum, korkmuyorum ve sevinmiyorum. Mutlak stabilliğe hazırlık yapıyorum diyelim.